Ans/ı-i/ İSTANBUL ANTLAŞMALARI

İSTANBUL ANTLAŞMALARI

İstanbul (Ferhad Paşa) Antlaşması (1509): Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalandı.

Osmanlı-Rus Antlaşması (1700): Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra İstanbul’da yapılan antlaşma.

Antlaşma, Çar Petro’nun İstanbul’a gönderdiği Oukraintzow ile Reisülküttab Rami Mehmed ve Divan-ı hümayun Baştercüman Mavrokordato efendiler arasında; beş ay süren müzakereler sonunda imzaladı.

Başlıca hükümleri şunlardır:

1-Azak Kalesi ve Kale’nin Kuban yönündeki 50 km.lik arazi Rusya’ya bırakıldı;

2-Son savaşta Rusya’nın Dinyeper boyunda işgal ettiği Togan, Gazi-Kirman, Şahin-Kirman ve Nusret-Kirman kaleleri tahrip edildikten sonra, arazisi Osmanlılara bırakılacaktı;

3-Rus Kazakları Karadeniz’e inemeyecekler ve Kırım Tatarları da Rus topraklarına saldırmayacaklardı;

4-Çarlığın son savaşa kadar Kırım hanlığına verdiği haraç kaldırıldı. Ve Rusya’nın bağımsızlığı kabul edildi;

5-Esirler değiştirilecekti. Böylece bağımsız bir devlet olan Rus Çarlığı’nın Karadeniz’e inmesi kolaylaştı.

Osmanlı-Rus Antlaşması (1724): Osmanlı Devleti’yle Rusya arasında, İstanbul’da yapılan antlaşma.

İran’da hüküm süren karşılıklardan istifade etmeyi düşünen Osmanlı orduları Güney İran ve Kafkasya’yı işgal ettiler. Aynı amaçla yola çıkan Rus Çarı Petro da, Hazar Denizi’nin güney ve kuzey sahillerine asker çıkarttı. Rusya’nın bu hareketi Osmanlı Devleti’nin menfaatine aykırıydı. Bu yüzden Kafkasya’da ilerlemeye başlayan Rusya’ya savaş ilan edildi. Osmanlı ordularıyla savaşmak istemeyen Çar Petro, İstanbul’daki Fransız sefirinin aracılığıyla, Osmanlı Devleti’yle bir antlaşma imzaladı (1724).

Bu antlaşmaya göre, Aras ırmağının aşağısından itibaren, Hazar Denizi’nin güney sahilleriyle kuzey sahili; Geylan ve Mazenderan Rusya’ya bırakılacak, İran’ın batı vilayetleri Osmanlı Devleti’nin egemenliğine girecek. Şah Tahmasp bu antlaşmayı kabul ederse, iktidarı devam edecek, reddederse hükümdarlığı tanınmayacaktır. Gerektiği zaman da Rusya ve Osmanlı Devleti, İran’a birlikte müdahale edeceklerdir. Bu antlaşmayla Anadolu yolu Rusya’ya, açılmış oldu.

Osmanlı-Bulgar Antlaşması (1913): Balkan Harbi’nden sonra İstanbul’da yapılan antlaşma.

Osmanlı Devleti’ni Dahiliye nazırı Talat Bey, Bahriye nazırı Çürüksulu Mahmud Paşa, Şura-yı Devlet Reisi Halil Bey Bulgaristan’ı General Savef, M. Nacoviç M. Toşef temsil etti.

Antlaşma hükümlerine göre:

1-Tırnavacık ve Mustafa Kasabası Bulgarlara verilecek; Ayestefanos Osmanlılarda kalacak.

2-Her iki taraf antlaşmanın imzalanmasından on gün sonra, bulundukları bölgeleri boşaltacaklar; üç hafta içerisinde de ordularını terhis edecekler.

3-Taraflar arasında siyasi ilişki yeniden kurulacak.

4-Antlaşmanın imzalanmasından itibaren bir sene içerisinde, 1911 yılında yapılan ticaret antlaşması yeniden yürürlüğe konulacak.

5-Esirler bir ay içerisinde değiştirilecek.

İstanbul Protokolü (8 Eylül 1862) :

Osmanlı Devleti’yle Sırbistan arasındaki "Belgrad Kalesi" meselesini görüşmek üzere, Fransa’nın öncülüğüyle toplanan konferans. Ve bu konferans sonucu imzalanan protokol.

29 Ağustos 1829 tarihinde yayınlanan Hatt-ı Şerif’le Sırbistan’a muhtariyet verildi. Söz konusu fermanla, Müslümanların, şehirlerde oturmaları yasaklanarak; Osmanlı kuvvetlerinin işgali altında bulunan kalelerde oturmalarına izin veriliyordu. Ancak Belgrad şehri bu kararın dışında tutulmuştu. Sırplar bu ayrıcalığı kaldırarak, Müslümanları şehir dışına çıkartmak istiyorlardı.

Fransa’nın araya girmesiyle İstanbul’da toplanan konferans (29 Ağustos 1829) sonunda, imzalanan protokol şu hükümleri taşıyordu:

1-Osmanlı hakimiyetinde bulunan Sırp kalelerinden Sokod ve Ujitza Sırbistan’a bırakılmıştır.

2-Böğurdelen, Semendire ve Gladova Osmanlı hakimiyetinde kalacaktır.

3-Müslümanlar yalnız kalelerde oturabileceklerdir.

4-Belgrad şehrindeki Osmanlı karakolları kaldırılmıştır.

5-Belgrad şehri gibi varoş istihkamları Sırplara bırakılmıştır.