HZ.YAKUB (A.S)
Kuran'da adı geçen peygamberlerden biri.
Hz. Yakub’un soyu, Hz. İshak vasıtasıyla Hz. İbrahim'e dayanmaktadır. O, Hz.İshak'ın ve Hz.İshak da Hz. İbrahim'in oğludur.
Annesinin adı Refaka'dır. Kardeşi Ays
ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona Yakub denmiştir.
Hz. Yakub'un diğer bir adı da İsrail'dir. Kardeşi Ays'tan kaçarak dayısının yanına giderken gündüzleri
saklanmış ve geceleri yürümüştür. Bundan dolayı kendisine İsrail denmiştir.
Kelime olarak İsrail geceleyin (Allah'a) yürüyen demektir.
Hz. Yakub'un doğumu ve peygamberliği daha önceden
müjdelenmişti. Onun bu durumu Kur'an'da şöyle haber
verilmiştir:
“Biz
ona (İbrahim (a.s)'in hanımına) İshak'ı müjdeledik. İshak'ın ardından da (torunu) Yakub'u" (Hûd, 11/71).
Bu
ayette aynı zamanda, Hz. Yakub'un
yukarıda sunulan soyu da dile getirilmiştir.
Hz. Yakub, önce dayısı Leban'ın büyük
kızı Leyya ile ve ondan sonra da küçük kızı Râhil ile evlenmiştir. Leyya'dan Rabil, Yehuza, Semûn ve Lavi adındaki oğulları doğmuştur.
Râhil'den de Yûsuf ve Bünyamin
dünyaya gelmiştir. Hz. Yakub'un
diğer iki hanımından altı oğlu daha vardı. Toplam on iki erkek evlada sahipti.
Kuran'ın
birçok yerinde Hz. Yakub'un
peygamberliğinden ve çeşitli faziletlerinden bahsedilmektedir. Onun
peygamberliğini dile getiren bazı ayetlerin meâli şöyledir:
“Nihayet
(İbrahim) onlardan ve Allah'ın dışında taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir
tarafa çekildiği zaman, biz ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara
rahmetimizden bağışta bulunduk ve kendilerine güzel ve üstün bir şan, şöhret
nasip ettik" (Meryem, 19/49, 50).
“Nûh'a ve ondan
sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da
vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına,
İsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebur'u
vermiştik" (en-Nisâ, 4/163).
Hz. Yakub'un kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kişiliğe
sahip olduğunu anlatan bazı ayetlerin meâli de şöyledir:
“Kuvvetli
ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Biz onları ahiret
yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize hâlis kul yaptık" (Sâd, 38/45, 46).
O,
diğer peygamberler gibi Allah'ın hidayetine erdirilen ve güzel davranan yüce
bir kişi idi. Kuran'da bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
"Biz
ona (İbrahim'e) İshak'ı ve İshak'ın
oğlu Yakub'u da hediye ettik. Hepsine de doğru yolu
gösterdik. Nitekim daha önce Nûh'a ve onun soyundan Davud'a,
Süleyman'a, Eyyub'e Yusuf’’a, Musa'ya ve Harun’a da yol göstermiştik. Biz
güzel davrananlara böyle karşılık veririz" (En'âm, 6/84)
Bir de
Hz. Yakub rüya tabir etmeyi
de bilirdi. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de bu hususu şöyle haber vermiştir:
“Hani
bir zaman Yusuf babasına: Babacığım, ben (rüya) on bir yıldız, güneşi ve ayı
gördüm. Bunları hepsinin bana secde ettiklerini gördüm, demişti. (Babası Yakub ona şöyle demişti), rüyanı kardeşlerine anlatma,
sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır!
Böylece Rabb'in seni seçecek ve sana rüyada görülen olayların yorumunu (veya
Allah'ın kitabının ve peygamberlerin sünnetlerinin inceliklerini) öğretecek.
Sana ve Yakub soyuna nimetini tamamlayacaktır. Nasıl
ki ataların İbrahim'e, ve İshak'a da nimetini
tamamlamıştı. Şüphesiz Rabb'in bilendir, hikmet sahibidir" (Yûsuf, 12/4,
5, 6).
Hz. Yakub bitmeyen
tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. O, sabrıyla ve ümidiyle örnek bir
peygamberdi. Kendisi, evlad acısı ve evlad ihanetiyle imtihan edildi. Kuran'da, onun hayatı, Hz.Yusuf'un hayati ile iç içe anlatılmıştır. Hz. Yakub'un gözlerinin
kaybolmasına, saçlarının ağarmasına ve belinin bükülmesine sebep olan bu evlad imtihanı ve onun örnek sabrı, Kuran'da şöyle haber
verilmiştir:
"(Yakub kendisine hıyanet eden çocuklarına şöyle dedi):
Herhalde, nefisleriniz size bu işi süsleyerek sizi ona sürükledi. Artık bana
güzelce sabretmek kalıyor. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü
O, bilendir, her şeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır. Ve yüzünü onlardan
çevirdi de: "Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel, gel tam senin gelme zamanındır)!
" dedi ve tasadan gözlerine ak düştü. (Acısını) yutkunuyor (açığa
vurmamaya çalışıyordu). Dediler ki: "Vallahi sen, Yûsuf'u ana ana hasta olacaksın, yahut öleceksin!" (Yakub aleyhisselam onlara):
"Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a şikayet ederim ve Allah’tan sizin
bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi. (Ondan sonra şöyle devam etti):
"Ey oğullarım, gidin, Yûsuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden
ümit kesmeyin. Zira, kafir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit
kesmez!" (Yakub'un oğulları tekrar Mısır'a
Yûsuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza
darlık dokundu, değersiz bir bir sermaye ile geldik.
Ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle.
Çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır."
(Yûsuf) dedi: "Sizler cahil iken, Yûsuf'a ve kardeşine yaptığınız(in
kötülüğünü) bildiniz mi (bundan tövbe ettiniz mi)?" "A, yoksa sen,
sen Yûsuf' musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşindir"
dedi (ve şöyle devam etti): "Allah bize lütfetti. (Bizi korudu, yüceltti).
Kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilik edenlerin ecrini
zayi etmez" "Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç
işlemiştik! dediler (Yûsuf onlara): "Bu gün sizi kınama yok. Allah sizi
bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Şimdi şu gömleğimi götürün,
babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana
gelin" dedi. Kervan (Mısır'dan) ayrılıp yola koyulunca, babaları, (yanında
bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, (inanın ki) ben Yûsuf'un kokusunu
duyuyorum"dedi. "Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığın içindesin"
dediler. Müjdeci gelip de (Yûsuf'un gömleğini) (Yakub)'un
yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu. "Size demedim mi ben,
Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi. (Oğulları): "Ey
babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah
işledik"dediler. (Yakub onlara): "Sizin
için Rabb'ime istiğfar edeceğim. Şüphesiz O, bağışlayan,
esirgeyendir"dedi. (Hep beraber Mısır'a hareket ettiler.) Nihayet Yûsuf'un
yanına vardıklarında, (Yûsuf) ana-babasını kendisine çekip kucakladı ve:
Allah'ın dileğiyle, güven içinde Mısır'a girin!"dedi. Anasını babasını
tahtı üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (ona kavuştukları
için Allah’a şükür secdesi yaptılar veya onun önünde saygı ile eğildiler.
Yûsuf: "Babacığım, işte bu, önceden (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabb'im
onu gerçek yaptı. Bana iyilik etti. Zira şeytan, benimle kardeşlerim arasına
fitne soktuktan sonra, O, beni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi.
Gerçekten Rabb'im, dilediği şeyi çok ince düzenler.O (her tedbiri) bilen, her
şeyi yerli yerince yapandır dedi.“(Yûsuf, 12/83-100).
Bu
ayetlerde de ifade edildği gibi, Hz.
Yakub’un çocukları, neticede yaptıklarına pişman
oldular. Babalarından ve kardeşleri Hz.Yûsuf'tan özür
dilediler. Babaları Hz. Yakub
ve kardeşleri Hz.Yusuf onları bağışladılar ve onlar için Allah'a
yalvarıp dua ettiler. Cebrâil (a.s), Hz. Yakub'a gelerek, çocukları için yaptığı duasının kabul
edildiğini ve çocuklarının Allah tarafından bağışlandıklarını müjdeledi.
Hz. Yakub da diğer peygamberler gibi insanları Allah'a inanmaya
ve O'na ibadet etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat
yaşadı.
Kuran-ı Kerim'de
bildirildiği gibi, Hz. Yakub,
Hz.İbrahim'in yaptığı gibi, ruhunu teslim etmeden
önce, çocuklarına vasiyette bulundu: "O zaman (Yakub),
oğullarına; "Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?" demişti. (Onlar
da): "Senin Rabb'in ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın
Rabb'i olan tek Allah'a kulluk edeceğiz. Biz O'na teslim olanlarız"
dediler" (Bakara, 2/133).
Kaynak:
www.gezgin.net