I.ÜNİTE
TARİH BİLİMİNE GİRİŞ
TARİHİN TANIMI:
Toplumların
geçmişteki faaliyetlerini, toplumları arasındaki ilişkileri yer ve zaman
göstererek, sebep- sonuç ilişkisi içinde inceleyen bilime tarih denir.
Tarihin
deneyi ve tekrarı yapılamaz.
BİR
OLAYIN TARİH OLABİLMESİ İÇİN:
1-Yer’inin
bilinmesi
2-Zaman’ının
bilinmesi
3-Sebep’inin bilinmesi
4-Sonuç’unun bilinmesi
5-Olayın yerde yayılma ve
6-Zamanda yayılma yapması
gerekir.
TARİHİN TASNİFİ
(SINIFLANDIRILMASI):
ZAMANA GÖRE SINIFLANDIRMA
Tarihi zamana göre
sınıflandırmadaki amaç, inceleme ve öğrenmeyi kolaylaştırmaktır.
Tarih:
1-Tarih öncesi dönemler
2-Tarih dönemleri
olarak ikiye ayrılır.
Tarih öncesi dönemler:
1-Taş Çağı
2-Maden Çağı
Tarih dönemleri:
1-İlk Çağ
2-Orta Çağ
3-Yeni Çağ
4-Yakın Çağ olarak sınıflandırılmıştır.
TARİH DÖNEMLERİ
İLK ÇAĞ:
Yazının bulunmasından Kavimler
Göçü’ne kadar geçen dönemdir (M.Ö.3000- 476).
ORTA ÇAĞ:
Kavimler göçünden İstanbul’un
fethine kadar geçen dönemdir ( 476- 1453).
YENİ ÇAĞ:
İstanbul’un fethinden Fransız İhtilali’ne
kadar geçen dönemdir ( 1453-1789).
YAKIN ÇAĞ:
Fransız İhtilali’nden günümüze
kadar gelen dönemdir (1789- ).
MEKANA GÖRE SINIFLANDIRMA:
Olayların geçtiği yerlere göre
yapılan sınıflandırmadır. Bu sınıflandırmada temel öge
coğrafi konumdur.
KONUYA GÖRE SINIFLANDIRMA:
Tarih biliminin ilgi alanı çok
geniştir. Tarih değişik konuları ayrı ayrı ele alır
ve inceler. Örneğin kültür tarihi, hukuk tarihi, tıp tarihi, iktisat tarihi,
siyasi tarih, dinler tarihi, sanat tarihi gibi.
TARİHİN DİĞER BİLİMLERLE
İLİŞKİSİ:
1-Coğrafya: Yer gösterilmeden
tarihi olayları açıklamak mümkün değildir.
2-Arkeoloji: Yer üstü, yer altı
ve su altında kalmış tarihi inceler.
3-Kronoloji: Takvim bilgisidir.
4-Etnografya: Toplumun örf, adet
ve geleneklerini inceleyen bilim dalıdır.
5-Paleografya:
Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.
6-Epigrafya:
Kitabeler bilgisidir.
7-Nümizmatik:
Eski paraları inceler.
8-Filoloji: Dil bilimidir.
9-Antropoloji: Fiziki ve sosyal
antropoloji olarak ikiye ayrılır. Fiziki antropoloji insan ırkları ile bu
ırkların biyolojik yapılarını inceler. Sosyal antropoloji ise toplumların
kültürlerini inceler.
10-Sosyoloji: İnsan
topluluklarının yaşayışlarını, meydana getirdikleri kurumları ve bu kurumların
toplumsal yaşama etkilerini inceler.
11-Kimya: Karbon 14 yöntemi ile
tarihi eserlerin yaşını belirler.
12-Diplomatik: Belge bilimidir.
13-Heraldik:
Armalar bilimidir.
14-Şecere: Soy kütüğü bilimidir.
15-Sigilografi:
Mühür bilimidir.
16-Onomatoloji:
Yer adlarını inceleyen bilimdir.
ZAMAN VE TAKVİM
Zamanı bölümlere ayırmaya takvim
adı verilir.
Ay’ın Dünya çevresinde tam bir
dolanım yapmasına Ay yılı denir. Ay yılı 354 gündür.
Dünya’nın Güneş’in çevresinde tam bir dolanım
yapmasına Güneş yılı denir. Güneş yılı 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniyedir.
İlk takvimi Sümerler
bulmuşlardır.
TÜRKLERİN KULLANDIKLARI
TAKVİMLER
1-12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ:
Türklerin kullandıkları en eski
takvimdir. Bu takvim 12 yıllık bir süreyi içerir ve her yıl, bir hayvan adı ile
anılır. Bir yıl 365 gündür ve 12 aya ayrılır.
2-HİCRİ TAKVİM:
Türkler İslamiyet’i kabul
ettikten sonra Hicri takvimi kullanmaya başladılar. Bu takvimde zaman ölçüsü Ay
yılıdır. Bir yıl 354 gün olup Güneş yılı ile arasında 11 günlük fark vardır. Bu
11 günlük fark sebebiyle Ramazan ayı her yıl farklı bir zamanda yaşanır.
Ülkemizde 1 Ocak 1926’da
yürürlükten kaldırılmıştır.
3-CELALİ TAKVİM:
Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah adına düzenlenmiştir. Güneş yılına dayanır. Melikşah’ın ölümünden sonra terkedilmiştir.
4-RUMİ TAKVİM:
Osmanlılar Hicri takvimi
kullanıyorlardı. Ancak Güneş yılı ile Ay yılı arasındaki 11 yıllık fark devlet
işlerinde karışıklığa sebep oluyordu. Bu sebeple 1739’da mali işlerde
kullanılmak üzere Güneş yılına dayanan bir takvim yapıldı. Bu takvimde
başlangıç yine Hicret’ti. Yılbaşı 1 Mart’tı. 1839’da bu takvimde yeni bir
düzenleme yapıldı ve bu takvime Rumi takvim adı verildi. 1982’de tamamen
kaldırıldı.
5-MİLADİ TAKVİM:
Diğer adı Gregoryen
takvimidir. Günümüzde hemen hemen tüm dünyada
kullanılmaktadır.
Milat doğum demektir. Doğumdan kasıt Hz.İsa’nın doğumudur. Ülkemizde 1 Ocak 1926’dan itibaren
kullanılmaya başlanmıştır.
II. ÜNİTE
ESKİ ÇAĞLARDA TÜRKİYE VE ÇEVRESİ
Yazının henüz bilinmediği döneme
tarih öncesi çağlar denir. Bu dönem Taş çağı, Kalkolitik çağ ve Tunç çağı olmak
üzere üç bölüme ayrılır.
Taş çağı, üç bölümde incelenir:
1-Eski Taş
2-Orta Taş
3-Cilalı Taş
Eski Taş dönemine ait
Türkiye’deki önemli merkezler Antalya çevresindeki Karain,
Beldibi ve Belbaşı
mağaralarıdır.
Karain
mağarası Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir.
Orta Taş döneminin en önemli
yerleşim merkezleri Antalya çevresindeki Beldibi,
Göller bölgesindeki Baradiz, Samsun yakınlarındaki Tekkeköy, Ankara çevresindeki Macunçay’dır.
Cilalı Taş döneminin en önemli
merkezleri ise Diyarbakır Çayönü, Gaziantep Sakçagözü ve Konya Çatalhöyük’tür.
Çatalhöyük
ilk kent yerleşmesinin gerçekleştiği yer olarak kabul edilmektedir (M.Ö.
6800-5700).
Kalkolitik yani Taş Bakır
Çağı’nın en önemli merkezleri Burdur Hacılar, Çanakkale Truva,
Yozgat Alişar, Çorum Alacahöyük,
Denizli Beycesultan ve Van Tilkitepe’dir.
Burdur Hacılar’da
ele geçen kadın heykelcikleri bereketi simgeler.
Truva’da
Ege bölgesinin en eski ev tipi olan megaronlar ortaya
çıkarılmıştır. Megaronlar ortasında bir ocak bulunan
genellikle dikdörtgen planlı bir oda ve küçük bir giriş bölümünden
oluşmaktadır.
Tunç Çağı, Türkiye’de Asur
kolonileri çağını kapsar. Bu dönemde Türkiye’de Asurlu tacirler tarafından
getirilen çivi yazısı kullanılıyordu. Türkiye’de yazının bulunmasıyla ilk
yazılı belgeler Kayseri yakınlarında Kültepe’de
bulunmuştur. Çivi yazısı ile kil tabletlere yazılan bu belgeler ticari ve
hukuki konularla ilgiliydi.
*Türkiye’de ilk siyasi birliği Hattiler kurmuştur.
*Anadolu’da ilk güçlü siyasi
birlik Hititler tarafından kurulmuştur.
HİTİTLER
M.Ö. 2000 başlarında Kafkaslar
üzerinden Türkiye’ye gelen Hititler Kızılırmak havzasına yerleşmişlerdir.
Hititler M.Ö. 1800 yıllarında Hattuşaş ( Boğazköy) merkez olmak üzere I.Hattuşili (Labarna) tarafından
kurulmuşlardır.
Hitit tarihindeki en önemli olay Kadeş Savaşı’dır.
Hititler M.Ö. 1200 yıllarında
batıdan gelen Ege göçleri sonucunda yıkıldı.
KADEŞ SAVAŞI
Tarih: M.Ö. 1296
Taraflar: Hititler X Mısırlılar
Sebep: İki ülkenin de Kuzey
Suriye’yi istemeleri
Sonuç: İki taraf da gerekli
başarıyı sağlayamayınca Kadeş Antlaşması ile savaş
sona erdi.
Önemi: Savaş sonunda 1280’de
imzalanan Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk yazılı
antlaşmadır.
FRİGYALILAR
Frigler,
M.Ö. 1200 yıllarında Boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelen Balkan kökenli
boylardan biridir. Frigya Devleti Gordios
tarafından başkent Gordion olarak kurulmuştur.
Friglere,
Kimmerler son verdiler.
LİDYALILAR
Batı Anadolu’da Gediz ile
Menderes ırmakları arasındaki bölgeye ilk çağda Lidya adı verilirdi. Frigya Devleti’nin yıkılmasından sonra Giges
tarafından kuruldu. Başkentleri Sardes şehridir.
Lidyalılara, Persler son vermiştir.
İYONYALILAR
İlk çağda İzmir Körfezi’nden
Güllük Körfezi’ne kadar uzanan Batı Anadolu kıyılarına İyonya
adı verilirdi.
Milet,
Efes, Foça ve İzmir önemli İyon şehirleridir.
İyonyalılar
önce Lidyalıların, sonra Perslerin hakimiyeti altına girdiler.
URARTULAR:
M.Ö. 9. yüzyılda Van Gölü
çevresinde kurulmuştur. Devletin kurucusu I. Sardu,
başkenti Tuşpa (Van) ‘dır. Medler
tarafından yıkıldılar.
M. Ö. 2. BİNDEN M. Ö. 6.
YÜZYILA KADAR TÜRKİYE’DE KÜLTÜR VE UYGARLIK
DEVLET YÖNETİMİ
Hitit Devleti’nin başında büyük kral unvanını
taşıyan bir kral bulunurdu. Kral, aynı zamanda baş komutan, baş rahip ve baş
yargıçtı. İlk zamanlar kralın yetkileri Pankuş adı
verilen bir meclis tarafından sınırlandırılmıştı. Asillerden oluşan Pankuş meclisi, kralı denetleme yetkisine sahip olup
gerektiğinde kral ve kraliçeyi yargılar ve haklarında hüküm verebilirdi.
Hititlerde kraldan sonra en yetkili kişi tavananna
denilen kraliçeydi.
Frigyalılar,
Lidyalılar ve Urartular krallıkla yönetilmekteydi. İyon kent devletleri ise
önce krallar sonra soylulardan meydana gelen oligarşik
bir meclis tarafından yönetildiler. Frig kralları
genellikle Midas adıyla anılırdı. Urartu kralları ise geniş yetkilere sahip
olup ülkeyi tanrı Haldi adına yönetirlerdi.
İlkçağda Türkiye’de kurulan
devletlerde adaletin simgesi Güneş’ti. Hitti yasaları
Hammurabi ve Asur yasalarına göre daha insancıldı.
Ölüm cezası çok ender verilirdi.
DİN VE İNANIŞ
Hitit dini çok tanrılıydı. Hitit
döneminde Anadolu, Bin Tanrı İli olarak tanındı.
Frigyalılar,
ziraatçi bir kavim olduğundan en büyük tanrıları
toprak ve bereket tanrıçası Kibele idi. Urartuların
en büyük tanrısı savaş tanrısı Haldi idi. Lidyalılar din konusunda Yunanlıların
etkisinde kalmışlar ve Artemis, Zeus
gibi Yunan tanrılarına tapmışlardır. Lidyalılar ve Frigyalılar
Kibele’ye de saygı göstermişlerdir.
SOSYAL HAYAT VE EKONOMİK YAŞAM
Hititlerde halk:
1-Yöneticiler (Soylular)
2-Rahipler
3-Hürler (Askerler, memurlar,
tüccarlar, köylüler)
4-Namralar
(Hürler ile köleler arasında bir sınıf)
5-Köleler ( Savaş esirleri) den
oluşuyordu.
Hititler
dışında Türkiye’de kurulan devletlerde toplum:
1-Soylular
2-Hürler
3-Kölelerden oluşuyordu.
Ticarete büyük önem veren
Lidyalılar, bu amaçla Efes’ten başlayarak, Mezepotamya’ya
kadar uzanan ünlü Kral Yolu’nu oluşturdular. M.Ö. 700 yıllarında Lidyalıların
ilk parayı bulmaları, ticaretin gelişmesi yönünden büyük yarar sağladı.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Hititler iki çeşit yazı
kullanmışlardır:
1-Çivi yazısı
2-Hiyeroglif (Resim yazısı)
Hititler tarih yazıcılığına büyük
önem vermişlerdir. Tarihi olaylar her yıl anal adlı yıllıklara kaydedilmiştir.
Anallarda olaylar doğru olarak aktarılmıştır. Bunun sebebi, Hitit krallarının
yaptıkları işleri tanrılara bildirmiş olmalarıdır.
Hititlerin en önemli destanı Kumarbi Destanı’dır.
Frigyalıların
Fabl adı verilen hayvan öykülerinin yaratıcısı oldukları sanılmaktadır.
İyon edebiyatının en önemli
eserleri Homeros’un İliada ve Odeysseia
(İlyada ve Odesa) destanlarıdır.
BİLİM VE SANAT
Hititler mimarlık alanında
oldukça ileriydiler. Hitit yapılarında ilk göze çarpan özellik anıtsal, yani
büyük hacimli olmalarıdır. Yapıtların duvarlarına Ortostad
denilen büyük boyutlu ve tasvirli kabartmalar yapmışlardır. Hitit kabartma
sanatının en önemli eserleri Yazılıkaya ve İvriz kabartmalarıdır.
Frigyalılar
tümülüsler (Büyük kaya mezarları) yapmışlardır.
Bunların en ünlüsü Midas’ın mezarıdır. Ayrıca fibula
denilen ilk çengelli iğneyi Frigyalıların bulduğu
sanılmaktadır.
Lidyalılar dokumacılık,
çömlekçilik, dericilik ve madencilikte ilerlemişlerdi.
Efes ve Milet’te
bulunan saraylar ve tapınaklar İyonyalılarda
mimarinin geliştiğini göstermektedir.
Urartuların mimariye getirdikleri
en önemli yenilik, apadana adı verilen sütunlu kabul
salonudur.
M.Ö. 6. YÜZYILDAN M.S. 11. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE
M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 11.
yüzyıla kadar Anadolu toprakları üzerinde sırasıyla Pers, İskender, Roma ve
Bizans imparatorlukları egemen olmuşlardır.
PERSLER
M.Ö 9. yüzyıldan başlayarak
İran’da Hint Ari kökenli iki kabile görülür. Bunlar Medler
ve Perslerdir.
M.Ö. 550’dea Persler II. Kirus (Keyhüsrev)’in yönetiminde Med Krallığı’na son verdiler.
Persler döneminde ünlü Kral Yolu
yapılmıştır.
Pers egemenliği Anadolu’da iki
yüzyıl devam etti. Persler Anadolu’yu satraplıklara
(Eyaletlere) ayırdılar. Satraplıkların başında
bağımsız yöneticiler (satraplar) bulunuyordu.
M.Ö. 333’te Büyük İskender
tarafından yıkıldılar.
İSKENDER İMPARATORLUĞU
(MAKEDONYA DEVLETİ)
Makedonya Devleti, M.Ö 7.
yüzyılda Yunanistan’ın kuzeyinde kurulmuştur. Makedonya’nın güçlenmesi II.Filip zamanındadır. II.Filip
döneminde Makedonya, Balkanların büyük bir bölümünü ve Yunanistan’ı
egemenliğine alarak Balkan Yarımadası’nın en güçlü devleti oldu.
II.Filip
Yunan site devletlerinin birbirleri ile mücadelelerinden faydalanarak Helen
Birliği’ni kurdu. Helen Birliği Yunan site devletlerinin Makedonya’nın
egemenliğini tanımasını sağladı.
II.Filip
ölünce yerine oğlu Büyük İskender geçti.
Büyük İskender Persler ile üç
büyük savaş yaptı:
1-Granikos
(Biga Çayı)
2-İssos
(Bu savaş ile Anadolu’daki Pers egemenliğine son verdi.)
3-Gavgamela
Büyük İskender’in seferleri ile
başlayan döneme Helenistik dönem adı verilir. Helenizm eski Yunan uygarlığı ile
doğu uygarlığının karışımıdır. İskender fetihlerini sağlamlaştırmak için ele
geçirdiği ülkeleri Helenleştirmiştir. Mesela İskender bu amaçla bir günde on
bin Yunanlı askeri Pers kızlarıyla evlendirdi. İskender doğu ile batının
kültürel birliğini kurmak istiyordu.
Büyük İskender’in ölümünden
sonra, imparatorluk parçalandı ve toprakları üzerinde:
1-Mısır’da Ptolemeler
Krallığı
2-Trakya ve Batı Anadolu’dan
Hindistan’a kadar uzanan topraklarda Selevkoslar
Krallığı
3-Makedonya’da Antigonitler Krallığı kuruldu.
Siyasi tarih açısından
Anadolu’nun en karışık dönemlerinden birisi, Selevkosların
buraya egemen olmaları ile başlamıştır. Selevkosların
yanında Anadolu’da ulusal krallıklar kuruldu:
1-Bitinya
Krallığı (Kuzey Batı Anadolu’da)
2-Pontus
Krallığı ( Karadeniz’in güney kıyılarında)
3-Kapadokya Krallığı ( Orta
Anadolu’da)
4-Bergama (Pergamon)
Krallığı (Batı Anadolu’da)
Bitinya
ve Bergama krallıkları Yunan uygarlığının, Pontus
Krallığı doğu uygarlığının temsilcileri oldular.
Bergamalılar, 200.000 ciltlik
eserin bulunduğu bir kütüphane yaptılar. Ayrıca Mısır papirüsünün yerini
tutması için koyun ve keçi derisinden parşömen adı verilen bir kağıt ürettiler.
Bergamalılar bir çok saray ve
tapınak da yaptılar. Bunların en önemlisi Zeus
tapınağıdır. Bu tapınak 19y yüzyılda Almanlar tarafından yapılan kazılarda
ortaya çıkarılmış ve Berlin’e götürülerek özel bir salonda yeniden kurulmuştur.
ROMA İMPARATORLUĞU
İtalya’da M.Ö 753 yılında Romulus tarafından kurulmuştur.
Roma’da 313 yılında Milano
Fermanı ile Hıristiyanlık serbest bırakıldı ve 381 yılında Roma’nın resmi dini
olarak kabul edildi.
Roma İmparatorluğu 395’te Doğu ve
Batı diye ikiye ayrıldı. Batı Roma İmparatorluğu 476’da, Doğu Roma
İmparatorluğu ( Bizans) 1453’te yıkıldı.
Türkiye’de Roma döneminden pek
çok eser bulunmaktadır. İstanbul’da Bozdoğan Su kemeri, Çemberlitaş,
Ankara’da Augustus Mabedi, Roma Hamamı ve
Antalya’daki Aspendos Tiyatrosu bunların en güzel
örnekleridir.
BİZANS İMPARATORLUĞU
Roma İmparatorluğu ikiye
ayrılınca Anadolu Doğu Roma İmparatorluğu’nun sınırları içinde kaldı.
Bizans en güçlü dönemini Jüstinyen zamanında yaşadı. Jüstinyen
zamanında Akdeniz, bir Bizans gölü haline geldi.
Bizans İmparatorluğu 1453’te
Fatih Sultan Mehmet tarafından yıkıldı.
Yurdumuzda Bizans döneminden
kalma eserlerin en önemlileri İstanbul’da bulunmaktadır. Bunlar Ayasofya Müzesi, Hora Kilisesi, Yerebatan
Sarnıcı, Aya İrini Kilisesi, Binbirdirek Sarnıcı,
İstanbul surları ve su kemerleridir.
B. ESKİ ÇAĞLARDA TÜRKİYE’NİN
ÇEVRESİNDEKİ KÜLTÜR VE UYGARLIKLAR
MEZOPOTAMYA
Mezopotamya, iki ırkmak
arasındaki ülke demektir. Coğrafi bölge olarak Anadolu’nun güneydoğusundan
Basra Körfezi’ne kadar uzanan, Dicle ve Fırat ırmakları arasındaki topraklar
Mezopotamya’yı oluşturur.
Mezopotamya’da ilk çağda Sümer, Akad, Elam, Babil ve Asur
devletleri kurulmuştur.
SÜMERLİLER
Asya kökenli bir kavim olan
Sümerler, M.Ö. 3500 yıllarında Mezopotamya’ya gelip yerleştiler. Sümerler
Mezopotamya’da Ur, Uruk, Kaş, Eridu Umma, Lagaş gibi önemli kent devletleri kurdular. Kent
devletlerinin başında rahip krallar vardı.
Mezopotamya kültür ve Uygarlığının
temelleri Sümerler tarafından atıldı.
M.Ö.2750 yıllarında Uruk Kralı Lugalzagizi Aşağı Mezopotamya’da siyasi birliği
gerçekleştirmek için Sümer kent devletlerini bir yönetim altında topladı.
M.Ö. 2350’de Akadlar,
Sümer egemenliğine son erdiler. Sümerlerin siyasi varlıklarına kesin olarak Elamlılar son vermişlerdir.
AKADLAR
M.Ö. 4. BİNDE Arabistan’dan göç
eden Sami kavimlerinden oluşan Akadlar, Fırat ırmağı
kıyısına gelip yerleştiler.
M.Ö. 2350’de Sümer hakimiyetine
son veren Sargon Akad
Krallığı’nı kurdu.
Akadlar
Mezopotamya’da tarihin ilk büyük imparatorluğunu kurdular.
Gutiler,
Akad İmparatorluğu’na son verdiler.
ELAMLILAR
Elamlılar,
Sami kavimlerindendi ve Mezopotamya’nın güneydoğusunda yaşıyorlardı.
Başkentleri Sus şehriydi.
Asurlular, Elam egemenliğine son
vermişlerdir.
BABİLLİLER
Babillilerin
siyasi tarihi I. Babil Devleti ve II. Babil Devleti olmak üzere ikiye ayrılır.
I.BABİL DEVLETİ
M.Ö. II. Binde Samilerin bir ikolu olan Amurrular tarafından
kuruldu. En güçlü dönemini Hammurabi zamanında yaşadı.
Hammurabi,
Sümer ve Akad yasalarını toporlayarak
zamanının ihtiyaçlarına göre
Düzenledi ve ünlü Hammurabi
Kanunları meydana geldi.
I.Babil
Devleti, Hititler tarafından yıkıldı.
II.BABİL
DEVLETİ
Babil, uzun süre Asur egemenliği altında kaldı. Babilliler, Medlerle birleşerek
M.Ö. 612’de Asur egemenliğine son verdiler ve II. Babil
Devleti kuruldu.
II. Babil Devleti’ne Persler sona erdi.
ASURLULAR
Yukarı
Mezopotamya’da yaşayan Asurlular, Sami ırkından bir topluluktu. Başkentleri Ninova şehri idi.
Mezopotamya
ile Anadolu arasındaki ticareti yürüten Asurlular, Anadolu’da ticaret
kolonileri kurdular. Bunların en büyüğü Kültepe (
Kayseri) idi.
Asurbanipal döneminde Asurlular en güçlü dönemlerini
yaşadılar.
Medler ve Babilliler birleşerek
Asurlulara son verdiler.
MISIR
Heredot’un deyimiyle “Mısır, Nil’in
bir armağanıdır.”
Mısır’ın
siyasi tarihi M.Ö. 3000 yıllarında Kral Menes’in
siyasi birliği kurmasıyla başlar. Bu dönem aynı zamanda Firavunlar döneminin
başlangıcıdır.
Mısır
tarihinde Kadeş Savaşı’nın önemli bir yeri vardır. (Bkz. Hititler)
M.Ö.525’te
Mısır’ın siyasi tarihi Perslerin istilasıyla son bulmuştur.
Mısır M.Ö.
332’de Büyük İskender tarafından bir eyalet durumuna getirilmiştir.
Çöller ve
denizler gibi doğal sınırlarla çevrili olması nedeniyle Mısır, dış istilalardan
korunmuş ve bunun sonucu olarak da, diğer uygarlıklardan etkilenmemiştir.
DOĞU
AKDENİZ MEDENİYETİ
Ege ve
Yunan uygarlığı; Girit, Yunanistan, Makedonya, Trakya ve Batı Anadolu’da
yaşayan toplulukların oluşturduğu bir uygarlıktır.
Ege ve
Yunan uygarlığının ilk ortaya çıktığı yer Girit adasıdır.
AKALAR
M.Ö. 2.
binde Anadolu’dan gelen Akalar (Mikenler)
Yunanistan’ın Mora Yarımadası’na yerleştiler. En önemli merkezleri Miken şehri idi.
Akalar Kral
Agamemnon zamanında Boğazların egemenliği için Truvalılarla savaştılar.
Aka
egemenliğine Dorlar son vermişlerdir.
DORLAR
M.Ö. 12.
yüzyılda Akalara son vererek kuruldular.
Yunanistan’da
polis adı verilen kent devletleri kurdular. Bunların en önemlileri Atina, Isparta
idi.
FENİKELİLER
M.Ö. 1200
yıllarında tarih sahnesine çıkan Fenikeliler, Suriye ve Lübnan kıyılarına
yerleştiler.
Fenikeliler
denizciliğe yönelmişlerdir.
Ayrı ayrı kent devletleri halinde yaşayan Fenikelilerin en
önemli kent devletleri, Sayda, Biblos
(Sidon), Sur ve Kuzey Afrika’daki Kartaca
idi.
Fenikeliler,
Asur, Babil, Pers ve Yunanlılara vergi vermek
suretiyle varlıklarını sürdürebilmişlerdir.
İBRANİLER
Sami
ırkından olan İbraniler M.Ö. 1200 yıllarında Filistin’e gelerek yerleştiler.
M.Ö. 1000
yıllarında Hz.Davut tarafından kurulan İbrani
Krallığı’nın başkenti Kudüs idi.
İbraniler, Hz.Musa’ya
inandıkları için Musevi adıyla da anılırlar.
İbraniler, en güçlü dönemlerini Hz. Süleyman zamanında yaşadılar.
Hz.Süleyman’ın
ölümünden sonra İbraniler İsrail ve Yahudi (Yuda)
devleti olmak üzere ikiye ayrıldılar.
İsrail Devleti’ne Asurlular,
Yahudi Devleti’ne Babilliler son verdiler.
DEVLET YÖNETİMİ
Mezopotamya’da başında kral ve
yardımcılarının bulunduğu şehir devletleri hakimdi. Zamanla bu kent devletleri
devlet durumuna geldiler. Babilliler zamanında
imparatorluk düzeyine eriştiler. Asurlular zamanında ise tam bir merkeziyetçi
devlet düzeni ortaya çıkmıştır.
Sümerlerin ilk zamanlarında her
kent (site) ayrı bir devletti. Bu devletleri ensi veya patesi
adı verilen rahip krallar yönetiyordu. Patesilerden
biri çevresindeki kentlere egemen olursa lugal, bütün
Sümer ülkesine egemen olursa lugalkalma unvanını
alırlardı.
Mezopotamya’da olduğu gibi
Mısır’da da siyasi örgütlenme kent devletlerinin (nom)
kurulması ile başlar. Kral Menes’ten sonra Mısır
mutlak krallıkla yönetilmiştir. Mısır krallarına Firavun denirdi. Mısır’da
katiplik en yüksek devlet memurluğuydu.
Yunanistan’da her kent ayrı bir
devletti. İlk zamanlar her kenti krallar yönetiyordu. Zamanla güçlenen asiller
yönetimi ele geçirdiler. Ancak savaş zamanında asiller, yönetimi tiran adı
verilen kişilere bırakırlardı.
DİN VE İNANIŞ
Mezopotamya devletleri din
konusunda Sümerlerin etkisinde kalmışlardır. Sümerler, ölümden sonra yaşama
inanıyorlardı ve dinleri çok tanrılıydı.
Sümerlerin en büyük tanrıları,
gök tanrısı Anu, yer tanrısı Enlil
ile okyanus tanrısı Enki idi.
Mezopotamya’da tapınaklara Ziggurat adı verilirdi. Üst üste kulelerden meydana gelen zigguratlar aynı zamanda rasathane olarak kullanılırdı.
Mısır’da çok tanrılı bir din
anlayışı egemendi. Güneş tanrısı Amon-Ra en büyük tanrılarıydı.
Mısırlılar insanların öldükten
sonra da yaşayacaklarına inanırlardı. Bu inancın etkisiyle cesedlerini
mumyaladılar.
Mezopotamya’da tapınaklara Ziggurat adı verilirdi. Üst üste kulelerden meydana gelen zigguratlar aynı zamanda rasathane. Yunanistan’da her 4
yılda bir Zeus adına Olimpiyat Oyunları düzenlenirdi.
Tek tanrı inancı ilk defa
İbranilerde görülür. İbrani dininin kutsal kitabı Hz.
Musa’ya gönderilmiş olan Tevrat’tır. Tevrat’ın temelini 10 Emir oluşturur.
SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT
Mezopotamya devletlerinde krallar
ve rahipler toplumun en üst sınıfını oluştururlardı.
Onların dışında kalan halk üç
sınıfa ayrılırdı:
1-Soylular
2-Hürler
3-Köleler
Hukuk düşüncesini ilk geliştiren
Sümerler olmuştur. Dünyada ilk yazılı kanunları Sümer kralı Urukagina
yapmıştır ( M.Ö. 2375).
Mezopotamya’da hukuk alanında en
gelişmiş kanunları çıkaran Babil kralı Hammurabi’dir.
Mezopotamya devletleri, zengin ve
uygarlıkta ileri olmalı nedeniyle sürekli olarak çevrelerindeki kavimlerin
saldırılarına uğruyorlardı. Bu nedenle güçlü ordulara sahip olma gereği
duymuşlardır.
Babil
ve Asurların ücretli askerlerden meydana gelen daimi orduları vardı. Atlı
birlikleri ilk kullanan Asurlular oldu.
Mısır’da Firavunlar ve üst
yöneticilerden sonra halk 5 bölüme ayrılırdı:
1-Memurlar ve katipler
2-Rahipler
3-Askerler
4-Kentliler ve Köylüler
5-Köleler
Mısır’da düzenli bir adli örgüt
vardı. Mısır’da ilk kanun koyucu Menes’tir. Mısır’da
her kentin ayrı bir mahkemesi vardı. Bu mahkemelerin üstünde Altı Büyük Ev
adında yüksek bir mahkeme vardı.
Ege ve Yunanistan’da halk:
1-Büyük toprak sahibi soylular
2-Tüccarlar
3-Küçük toprak sahipleri olmak
üzere üçe ayrılırdı.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Sümer dili, Türkçe’nin de içinde
yer aldığı Asya kökenli diller grubundandır. Sümerlerin Gılgamış,
Tufan ve Yaradılış destanları önemlidir.
Mısır yazısına Hiyeroglif adı
verilir (Resim yazısı). Hiyeroglif taşlar üzerine kazılır ya da papirüs denilen
bir tür kağıda yazılırdı.
Yunanlılar M.Ö. 8. yüzyıl
başlarına doğru Fenikelilerden öğrendikleri yazıyı bazı değişikliklerle kendi
dillerine uyarladılar. Yunan edebiyatının en önemli destanı Homeros’un İlyada ve Odessa destanlarıdır.
Fenikelilerin dünya uygarlığına
en önemli katkıları, Mısır’dan öğrenip geliştirdikleri yazıyı harf yazısı
haline getirmeleridir. 22 harften oluşan alfabeyi bulmuşlardır. Bu alfabeyi
daha sonra Yunanlılar ve Romalılar geliştirdiler ve günümüzdeki Latin alfabesi
ortaya çıktı.
BİLİM VE SANAT
Sümerler burçları bulmuşlardır.
Bir yılı 360 gün, bir ayı 30 gün,
bir haftayı 7 gün, bir yılı 12 ay olarak hesaplamışlardır. Bir günü 12’şer
saatlik gece ve gündüz bölümüne ayırmışlardır.
Sümerler ayrıca uzunluk, alan,
ağırlık ve hacim ölçülerini bulmuşlar ve dairenin çevresini 360 derece olarak
hesaplamışlardır.
Sümer yapılarında malzeme olarak
daha çok kerpiç ve tuğla kullanılmıştır. Bunun nedeni, Aşağı Mezopotamya’da
taşın az bulunmasıdır.
Babil
Kulesi Mezopotamya sanatının en önemli eserlerindendir. Babil
Kulesi önemli bir ziggurattır.
Mısırlılar, matematikte ondalık
sistemi bulmuşlar, dört işlemi kullanmışlardır. Tarım ürünlerinden alınan
verginin hesaplanması ve Nil nehrinin taşması
sonucunda kaybolan sınırların hesaplanması matematik ve geometrinin gelişmesini
sağlamıştır.
Mısırlılar bir yılı 365 gün
olarak kabul ettiler. Yılı 3 mevsime böldüler (taşma, ekme, biçme).
Mısır’da tıp mumyacılık sayesinde
gelişti.
Mısır sanatının en önemli
eserleri piramitlerdir. Firavunlar adına yapılan piramitler, ölümsüzlüğün bir
işaretiydi.
Yunanlılar felsefe alanında
ilerlediler. Sokrat, Eflatun ve Aristo önemli Yunan filozoflarındandır. Heredot ise önemli bir Yunan tarihçisidir. Yunan hekimi
Hipokrat, tıbbın önemli bir ismidir. Dünyanın her yerindeki tıp fakültesi
mezunları Hipokrat yemini ederek göreve başlarlar.
İbrani sanatının en güçlü eseri
ise Hz. Süleyman zamanında Kudüs’te yapılan Mescid-i Aksa’dır.
III.ÜNİTE
TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE
ÇIKIŞLARI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ
(BAŞLANGIÇTAN 10. YÜZYILA
KADAR)
TÜRK ADININ ANLAMI
Türk adının araştırılması amacıyla Heredot tarihinden başlanarak Çin, Hint, İran kaynakları ve
Ön Asya toplumlarına ait çivi yazılı metinler ve Tevrat incelenmiştir.
Türk adının ne anlama geldiği
konusunda ileri sürülen görüşler şunlardır:
Wambery:
Türemek, Çoğalmak fiilinden geldiğini ileri sürer.
Kaşgarlı
Mahmut: Divan-ı Lugati’t-Türk adlı eserinde Türk’e
Olgunluk Çağı anlamını verir.
Ziya Gökalp:
Türk adının anlamını Türeli, Töre sahibi olarak açıklar.
İlk olarak Orhun Yazıtları’nda Türük olarak geçen Türk adı, zamanla Törük,
Türük ve Türk şekline dönüşmüştür.
Devlet adı olarak Türk sözcüğünü
ilk kullanan Göktürk Devleti olmuştur.
Bizanslılar 9. ve 10. yüzyıllarda
Volga Irmağı’ndan Orta Avrupa’ya kadar uzanan bölgeye Türkiye adını
vermişlerdir. 12. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun adı, bir daha değişmemek üzere
Türkiye olmuştur.
TÜRKLERİN İLK ANA YURDU
Türklerin ana yurdu Orta
Asya’dır. Bu geniş coğrafyada Türk sınırı: Altay-Sayan dağlarının kuzeybatısı,
Tanrı dağlarının kuzeyi, Aral Gölü’nün çevresi ve Hazar Denizi’nin doğusu
olarak belirlenmiştir.
TÜRKLERİN TARİH BOYUNCA YAYILDIKLARI BÖLGELER
Türkler, M.Ö. 1700’den itibaren
değişik zamanlarda Orta Asya’dan çeşitli yönlere göç etmeye başladılar.
Türk göçlerinin başlıca nedenleri
şunlardır:
1-Orta Asya’nın iklim ve toprak
koşulları bakımından tarıma elverişli olmaması
2-Orta Asya’daki şiddetli
kuraklık ve soğuklar
3-Hayvan hastalıkları
4-Nüfusun hızla artması sonucunda
var olan geçim kaynaklarının yetersiz kalması
5-Türk boyları arasındaki siyasi
anlaşmazlıklar ve bunların yol açtığı
savaşlar
6-Dış baskılar (Çin, Kitan ve Moğol baskıları) (Türkler yabancı kavimlerin
egemenliğine girmektense göç ederek bağımsız yaşamayı yeğlemişlerdir.)
7-Yerleşebilecek yeni topraklar
aramaları
Orta Asya’dan göçler M.Ö ve M.S
olarak incelenebilir.
MİLATTAN ÖNCEKİ GÖÇLER
Bu göçler M.Ö. 1700’lerde
başlamış, M.Ö. 1100 yıllarında yoğunlaşmıştır. Bu göçler:
1-Çin’in Kansu
ve Ordos bölgesine
2-Tanrı dağları bölgesine
(Bugünkü Kazakistan ve Aral Gölü’nün
güneyine kadar)
3-Yakut ve Çuvaşlar Sibirya’ya doğru göç ettiler.
4-Hindistan’ın İndus-Pencap
bölgesine göç ettiler.
MİLLATTAN SONRAKİ GÖÇLER
Bu dönemdeki göçler güneye ve
batıya doğru olmuştur. Güneye göç edenler Çin’e yerleşip burada çeşitli
devletler kurdular.
Batıya göç edenler:
1-Orta Avrupa ve Balkanlara kadar
geldiler (Hunlar, Avarlar,
Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler, Kumanlar,Oğuzlar).
2-Afganistan ve Kuzey Hindistan’a
gittiler (Akhunlar Devleti)
3-Oğuz boyları Anadolu’ya
gitmişlerdir.
GÖÇLERDEN SONRA ANA YURDUN DURUMU
Ana yurtta kalan Türkler, İrtiş, Selenga ve Orhun Irmakları
ile Baykal Gölü dolaylarında varlıklarını sürdürdüler. Burada Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar gibi büyük devletler kurarak
Türk kültürünü devam ettirdiler.
İSKİTLER (SAKALAR)
İskitler M.Ö. 7. yüzyılda
Karadeniz’in kuzeyinden Tuna Irmağı’na kadar uzanan topraklara yerleştiler. Yoğun olarak Kırım
Yarımadası’nda yaşadılar.
Günümüzdeki Yakut Türkleri
İskitlerin soyundan gelmektedirler.
Göçebe yaşayan İskitlerin bilinen
en meşhur hükümdarları Alp Er Tunga’dır.
Çok tanrılı bir dine sahiptiler
ve en büyük tanrıları Gök Tanrı idi.
BÜYÜK HUN DEVLETİ (ASYA HUN
DEVLETİ )
Orta Asya’da bilinen ilk Türk
devletini Hunlar kurmuşlardır.
Ötüken
merkez olmak üzere, bugünkü Moğolistan’ı içine alan bölgede devlet kurdular.
Ancak Çinlilerin Hsiung-nu adını verdikleri Hunların ne zaman devlet kurdukları bilinmemektedir.
Hunların
adı ilk olarak M.Ö. 318 yılında Çin ile yapılan Kuzey Şansi
Savaşı sonucunda imzalanan antlaşmada geçmektedir.
Çinliler Hun
akınlarını durdurmak için ünlü Çin Seddi’ni
yapmışlardır.
Hunların
bilinen ilk hükümdarı Teoman’dır. Teoman dağınık halde yaşayan Türk kavimlerini
bir bayrak altında topladı. Bunun sonucunda da Hun
Devleti kuruldu.
Teoman’ın oğlu Mete zamanı Hun Devleti’nin en güçlü dönemidir. Bu dönemde İpek
Yolu’nun hakimiyeti ele geçirildi.
Mete Çin ile üç yıl savaştı ve
Çin’i yendi. Ancak Mete, Çin gibi son derece büyük bir ülkenin dışarıdan
yönetilemeyeceğini ve istila edilemeyeceğini bildiği için Çin ile antlaşma
yapmayı daha uygun bulmuştur.
Mete askerlikte 10’luk sistemi
bulmuştur.
BÜYÜK HUN DEVLETİ’NİN PARÇALANMASI
Mete’nin oğlu Kiyok
Çin ile siyasi ve ekonomik ilişkileri
geliştirmek için Çinli bir prenses ile evlenmesi gelecekte devletin içten yıkılmasına sebep
oldu.
Çinli casuslar Hun ülkesinde serbestçe dolaşmaya ve Türk boylarını
birbirine düşürmeye başladılar. Öte yandan Hun
beylerini Çin ipeğine ve lüks mallara özendirdiler.
Çin-Hun
ilişkilerinde İpek Yolu’nun önemi büyüktür. Çin’in bütün amacı kendilerinin üretitği ve en önemli gelir kaynakları olan ipeği batı
ülkelerine satmak için Hunların elinde bulunan İpek
Yolu’nu kontrole almaktı.
Hun
hükümdarı Hohanyeh ülkesindeki iç huzursuzluğu ve
kıtlığı çare olması için Çin’in egemenliğine girmek istedi. Fakat kardeşi Çiçi bunu kabul etmedi ve Hunlar
Doğu ve Batı Hunları olarak ikiye ayrıldılar.
Hohanyeh’in
hükümdarlığındaki Doğu Hunları Çin’in himayesine
girdi. Çiçi’nin hükümdarlığındaki Batı Hunları dağıldı ve bir kısmı Doğu Avrupa’ya göç ederek
Avrupa Hun Devleti’ni kurdular.
BÜYÜK HUN DEVLETİ’NİN YIKILIŞI
Doğu Hunları
Hohanyeh’in ölümünden sonra yeniden güçlendiler ve
bağımsızlıklarını kazandılar. Ahcak bu durum uzun
sürmedi. Kıtlık, iç karışıklıklar ve hayvan hastalıkları sebebiyle Hunlar 48 yılında Kuzey ve Güney Hun
Devleti olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Güney Hunları,
Çinliler tarafından, Kuzey Hunları, Siyenpiler tarafından yıkıldılar.
KAVİMLER GÖÇÜ
Kuzey Hun
Devleti’nin yıkılmasından sonra Aral Gölü dolaylarına göç eden Hunlar, 375’te Balamir
yönetiminde Avrupa’ya yöneldiler. Bu dönemde orada yaşayan Gotlar, Gepitler ve Vandallar gibi Germen kavimleri yaşamaktaydı.
Bu kavimler birbirlerini iterek Roma topraklarına doğru ilerlediler. Bu
harekete Kavimler Göçü adı verilir.
Kavimler Göçü sonucunda:
1-Roma İmparatorluğu, 395’te Batı
ve Doğu olmak üzere ikiye ayrıldılar. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu
yıkıldı.
2-Avrupa uzun yıllar karışıklık
içinde kaldı ve çeşitli kavimlerin karışması sonucu Avrupa’nın etnik yapısı
değişti.
3-Günümüz Avrupa devletlerinin
bazılarının temelleri atıldı. İspanya, İngiltere ve Fransa bu göç sonucunda
kuruldu.
4-Avrupa’daki sürekli savaşlar
krallıkların güçlerini yitirmesine ve feodalite rejiminin ortaya çıkmasına
zemin hazırladı.
AVRUPA HUN DEVLETİ
Balamir
tarafından Volga ırmağı çevresinde kuruldu.
Avrupa Hunlarının
dış siyaseti Uldız zamanında belirlendi. Uldız, Bizans’ı vergiye bağladı ve Türkler ilk kez
Anadolu’ya ayak bastılar.
Avrupa Hun
Devleti’nin en güçlü dönemi Attila zamanında yaşandı.
Attila
büyük bir devlet kurmak ve Doğu ve Batı Roma imparatorluklarını egemenliği
altına almak istiyordu.
Bu sebeple Attila
Roma üzerine:
1-Doğu Roma seferi
2-Batı Roma (Galya)
seferi
3-İtalya seferini düzenledi.
Doğu Roma seferi sonunda Bizans’la Anatolios Antlaşması’nı imzaladı ve Bizans’ı vergiye bağladı.
Avrupa Hunları
Bizans saldırıları sonucunda yıkıldı.
I.GÖKTÜRK DEVLETİ
552’de Bumin
Kağan tarafından kuruldular.
Başkentleri Ötüken’di.
Göktürkler demircilikle uğraşıyor
ve Avarlara silah yapıyorlardı.
Göktürkler tarihte Türk adı ile
kurulan ilk Türk devletidir.
Bumin
Kağan ülkesini ikiye ayırarak yönetti. Kutsal doğuya kendisi hakim oldu, batıyı
kardeşi İstemi Yabgu’ya bıraktı.
İstemi Yabgu
İpek Yolu’nun egemenliği için önce Akhunlara karşı Sasanilerle anlaştı ve İpek Yolu’nun bir kısmına sahip oldu.
Sonra Bizanslılarla anlaşarak Sasanilerle savaştı ve
İpek Yolu’nun kontrolünü eline geçirdi.
Bumin
Kağan’dan sonra yerine Mukan Kağan geçti. Mukan Kağan zamanında Avarlara
son verildi. Kitanlar ve Türk Kırgızlar egemenlik
altına alındı.
Mukan
Kağan’dan sonra yerine kardeşi Ta-po geçti. Tapo, Çin’deki zenginliğin Buda dininden kaynaklandığını
düşünerek Budizm’i kabul etti. Budizm et yemeyi ve canlı öldürmeyi
yasaklıyordu. Bu sebeple Türklerin savaşçılık ruhları zayıfladı.
Saltanat
karışıklıkları sebebiyle I.Göktür Devleti Doğu ve Batı olmak üzere ikiye
ayrıldı.
Doğu Göktürklerinin başında İşbara bulunuyordu. 630 yılında Doğu Göktürkleri Çin’in
hakimiyetine girdi. Bu süre içinde zaman zaman
ayaklanmalar oldu. Bu ayaklanmaların en önemlisi Kürşat’ın
Çin sarayına düzenlediği baskındır.
Batı Göktürkleri de 659’da Çin’in
hakimiyetine girdi. Böylece Türkler için 50 yıllık bir esaret hayatı başladı.
II. GÖKTÜRK DEVLETİ
681’de Ötüken’i
ele geçiren Kutluk Kağan II.Göktürk Devleti’ni kurdu. Kurucusunun adından
dolayı bu devlete Kutluk Devleti adı da verilmektedir.
Kutluk Kağan, İlteriş
(Devleti derleyen, toparlayan) unvanını aldı.
Kutluk Kağan, Çin’e 47 sefer
yaptı. Bu seferlerdeki amacı:
1-Çin’deki esir Türkleri kurtarıp
nüfusunu çoğaltmak
2-Ganimet elde etmekti.
İlteriş
Kağan’dan sonra yerine Kapgan Kağan geçti. Kapgan Kağan ülke yönetiminde çok sert davrandı. Bu sebeple
bir çok iç isyan çıktı ve Kapgan Kağan öldürüldü.
Kapgan
Kağan’dan sonra İlteriş Kağan’ın oğlu Bilge Kağan
hükümdar oldu.
Bilge Kağan, devleti kardeşi Kültegin ve başdanışmanı (aygucı)
Tonyukuk ile beraber yönetti.
Tonyukuk,
İlteriş Kağan, Kapgan Kağan
ve Bilge Kağan dönemlerinde baş danışman olarak çalışmıştır.
Tonyukuk,
Çin’de doğup büyüdüğü için Çinlileri çok iyi tanıyordu.
II.Göktürk Devleti’ni Uygurlar, Karluklar ve Basmiller birleşerek
yıkmışlardır. Göktürk topraklarında Uygur Devleti kurulmuştur.
Göktürklerden günümüze kalan en
önemli eser Göktürk Kitabeleri (Orhun Yazıtları)’dir.
Kitabeler Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk adına dikilmiştir.
Bilge Kağan ve Kültiğin kitabelerini Yollıg Tigin yazmıştır. Bu sebeple Yollıg
Tigin bilinen ilk Türk yazarıdır.
Tonyukuk
kendi kitabesini kendisi yazmıştır.
UYGURLAR
Kutluk Bilge Kül Kadir tarafından
744’de Orhun kıyısında kuruldular.
Başkentleri Ordu-Balık (Karabalgasun) şehri idi.
Kutluk Kağan’dan sonra yerine Moyun Çur geçti. Moyun Çur zamanında Çin Araplara
karşı Talas Savaşı’nı kaybetti ve Uygurlar tarım
havzasını ele geçirdiler.
Böğü
Kağan zamanında Mani dini devletin resmi dini haline geldi.
840’da Kırgızlar Ordu-Balık’ı ele
geçirerek Uygurlara son verdiler.
Uygurların bir kısmı (Sarı
Uygurlar) günümüzde Çin’in kuzey bölgesinde yaşamaktadırlar.
Doğu Türkistan (Turfan) Uygurları
ise günümüzde Çin’in Uygur Özerk bölgesinde yaşamaktadırlar.
C. DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI
AVARLAR
560 yılında Bayan Han tarafından
Macaristan’da kuruldular.
Avarlar
619 ve 626’da iki kez İstanbul’u kuşattılar. İki kuşatma da başarısız olmuştur.
805 yılında Franklar tarafından
yıkıldılar.
Avarlar Balkanlardaki
Slavları etkilemişler, onların devlet ve askeri teşkilatlarını kurmuşlardır.
BULGARLAR
Kavimler Göçü sonucunda
Bulgaristan’a giren Türkler oradaki Ogur Türkleri ile
karışarak karışmak anlamına gelen Bulgar Devleti’ni kurdular.
Büyük Bulgar Devleti kısa zamanda
ikiye ayrıldı:
1-İtil (Volga) Bulgarları
2-Tuna Bulgarları
*İtil Bulgarları 10. yüzyılda Almış
Han zamanında Müslüman oldular.
*Tuna Bulgarları ise Boris Han zamanında Hıristiyanlığı kabul ederek Türklük
özelliklerini kaybettiler.
HAZARLAR
630 yılında Hazar Denizi’nin
yakınında kurulmuşlardır. Hazar Denizi adını Hazarlardan alır.
Hazarlar ilk ve son Yahudi Türk
kavimidir.
Hazarların bölgede oluşturduğu barış
Rusya’nın kurulmasına sebep olmuştur.
MACARLAR
Kavimler Göçü sonucunda Türkler
tarafından kurulmuştur.
Avrupalılar Macarlara Hunlar adını vermiştir. 1000 yılında Hıristiyanlığı kabul
edip Türklük özelliklerini kaybetmişlerdir.
PEÇENEKLER
Oğuz boylarından olan Peçenekler bir devlet kuramamışlardır.
1090’da Çaka Bey ile İstanbul
kuşatması için anlaştılar. Peçenekler karadan, Çaka
Bey denizden İstanbul’u kuşatacaktı. Fakat Bizanslılar Peçenekleri
başka bir Türk boyu olan Kumanlara kırdırdılar.
Peçeneklerin
tarihteki en önemli başarıları 1071 Malazgirt Savaşı’dır. Bu savşta Uzlarla beraber Bizans ordusunda ücretli asker olan Peçenekler savaştıkları ordunun Türk olduğunu anlayınca saf
değiştirdiler ve Alparslan Malazgirt Savaşı’nı kazandı.
KUMANLAR (KIPÇAKLAR)
Kumanlar bir devlet kuramadılar.
Çaka Bey’in İstanbul kuşatmasında Peçenekleri yok
ettiler.
Romanya’nın kurulmasına sebep
oldular.
Kıpçak-Oğuz savaşlarından Dede
Korkut Hikayeleri ortaya çıkmıştır.
OĞUZLAR
Oğuz kelimesi ok+ uz’dan oluşmuştur.
Ok, hakimiyet sembolü, uz, aile demektir. Yani Oğuz Hakim aile anlamına gelir.
Oğuzların Hıristiyan olanları
Romanya’ya yerleştiler ve Gagavuz (Gök Oğuz) adını aldılar.
Müslümanlığı kabul eden Oğuzlar ise
Büyük Selçuklu Devleti’ni, Türkiye Selçuklu Devleti’ni, Akkoyunluları,
Karakoyunluları, Osmanlıları, Safevileri
ve bütün Anadolu beyliklerini kurmuşlardır.
Türkiye Türklerinin ataları
Oğuzlardır.
BAŞKIRTLAR
13. yüzyılda İslamiyet’i kabul
eden Başkırtlar, Moğol hakimiyetine girmişlerdir.
SABARLAR
Bu günkü Sibirya adını Sabar Türklerinden almıştır.
TÜRGİŞLER
630 yılında Baga
Tarkan tarafından kuruldu.
Türgişler,
Maveraünnehir’e gelen İslam ordularını durdurarak
Türklerin Araplaşmasını engellediler.
KIRGIZLAR
840’da Uygurları yıkarak Ötüken’de kuruldular.
Kırgızları Moğollar yıkmıştır.
Türk tarihinde ilk kez Moğol
hakimiyetine giren Türk devleti Kırgızlardır.
Kırgızlar 1991’de başkent Bişkek olmak üzere Kırgızistan Devleti’ni kurmuşlardı.
KARLUKLAR
Karluklar Talas Savaşı’ndan sonra Müslüman oldular.
Karluklar
Müslümanlığı kabul eden ilk Türk boyudur.
Karluklar Karahanlı Devleti’ni kurmuşlardır.
KİMEKLER
Batı Göktürk topluluklarından
biridir. Kimekler aralarında Kıpçakların da bulunduğu
bir federasyon şeklinde yaşıyorlardı. 11. yüzyılda Kumanların egemenliğine
girdiler.
Ç.İLK TÜRK
DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
DEVLET YAPISI
Türklerde aile toplumun en küçük
birimidir.
Aileye Oguş
adı verilir.
Oguşların
birleşmesiyle Urug (sülale) oluşur.
Urugların
birleşmesiyle boy, boyların birleşmesiyle bodun
(millet), bodunların birleşmesiyle il
(devlet) oluşur.
Boyları boy beyi, bodunları han yönetirdi. İlleri yönetenlere kağan,
hakan adı verilirdi.
Türklerde toplum sınıflara
ayrılmazdı. Çünkü Türkler Aşina adlı bir kurttan geldiklerine inanıyorlardı.
Türkler hükümdarlarına kağan, hakan,
şenyü, ilteber, yabgu, idi-kut, tanhun adını
verirlerdi.
Türkler hükümdarlık yetkisinin Göktanrı’dan geldiğine inanırlardı. Buna kut
denirdi.
Türklerin yazılı kuralları yoktu. Töre
ile yönetilirlerdi.
VERASET SİSTEMİ (TAHTA GEÇME SİSTEMİ)
Orta Asya Türklerinde hükümdarın oğullarından
her biri taht üzerinde hak sahibiydi. Bu sistem Türk devletlerinin çok kolay
parçalanmalarına ve yıkılmalarına sebep olmuştur. Bu sistemi Türklere
benimseten Çinlilerdir. Çinliler bu sistemle Türk devletlerini parçalayarak
himayelerine almışlardır.
Bu sisteme Orta Asya Veraset Sistemi
adı verilir.
Daha sonraki Türk devletleri bu sistemi kaldırıp ekberiyet (en büyük oğlun tahta çıkma) sistemine
geçmişlerdir.
KURULTAY-HÜKUMET
İlk Türk devletlerinde devlet
işlerinin görüşüldüğü meclise kurultay (toy- kengeş)
adı verilirdi. Türkler hükumete ayukı
adını vermişlerdir. Başbakana aygucı, bakanlara
buyruk, dışişleri bakanına bitikçi veya tamgacı,
saraydaki askeri komutanlara tarkan, vergi
memurlarına tudun adı verilmişti.
İKİLİ TEŞKİLAT
Orta Asya Türk devletlerinde devlet
doğu ve batı olarak ikiye ayrılırdı. Göktanrı
inancına göre Güneş’in doğduğu yer olan doğu kutsal sayılır ve hakan tarafından
yönetilirdi. Güneş’in battığı yer olan batı ise ikinci derecede kutsal yerdi ve
hakanın kardeşi yabgu tarafından yönetilirdi.
ORDU
Türk ordusunun özellikleri:
1-Ücretsiz
2-Daimi
3-Gönüllü
4-Atlı
TURAN TAKTİĞİ
Bütün dünya Türklerinin bir bayrak
altında toplanacağı hayal devlete Turan Devleti adı verilir.
Turan taktiğinde ordu üçe ayrılır.
Sağ kol, sol kol ve merkez. Savaş sırasında merkez önce ileriye, sonra geriye
çekilir (sahte çekiliş-sahte ricat) sağ ve sol kollar hilal biçimini alarak
düşmanı kuşatır. Bazen de dolunay yapılarak düşman çember altına alınır. Bütün
Türk savaşları hatta Büyük Taarruz bile turan taktiği ile yapılmıştır. Turan
taktiğinin diğer bir adı da kurt kapanıdır.
DİN VE İNANIŞ
1-Şamanizm (Putperest bir dindir.
Bir totem ve etrafında dönen şamandan (kamdan) oluşan bir dindir. Şaman aynı
zamanda kötü ruhları dans ederek kovar ve hastalara şifa verir.)
2-Göktanrı
dini
3-Tabiat kuvvetlerine inanma
4-Atalar kültü ( Atalara ait her
şeye saygı duyma, özellikle mezarlara saygı duyma)
5-Hıristiyanlık
6-Musevilik
7-Budizm (Çinlilerin Türklere
benimsettiği bir dindir. Budizm et yemeyi ve canlı öldürmeyi yasaklıyordu. Bu
sebeple Türkler kısa sürede Budizm’den vazgeçtiler.)
8-İslamiyet
DİL VE EDEBİYAT
Türkler Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır.
Türklerden kalan en önemli eser
Göktürk Kitabeleri (Orhun Yazıtları)’dir. Kitabeler
II.Göktürk Devleti hakanlarından Bilge Kağan ve Kültigin
ile meşhur aygucı tonyukuk
adına dikilmiştir.
Bilge Kağan ve Kültigin
kitabelerini Yollığ Tigin
yazmıştır. Bu sebeple Yollığ Tigin
bilinen ilk Türk yazarıdır. Tonyukuk kendi kitabesini
kendisi yazmıştır.
İPEK YOLU
Çin’den başlayıp Orta Asya’yı aşarak
Akdeniz’de sona eren ticaret yoludur.
KÜRK YOLU
Hazar Denizi’nden başlayarak İpek
Yolu’na paralel olarak Çin’e kadar ulaşan ticaret yoludur.
*Uygurlar minyatür sanatı ile
ilgilendiler. Minyatür boyutu olmayan resime verilen
isimdir.
Ayrıca Türkler balbal adı verilen
küçük taşlara çok önem vermişlerdir. Balballar mezarların etrafına dikilir ve o
kişinin öldürdüğü düşman sayısını gösterirdi.
*Türkler şehirlerine balık adını
vermişlerdir. Ordubalık gibi
D. TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE İLİŞKİLERİ
TÜRK-ÇİN İLİŞKİLERİ
Çin kaynaklarında Türklere ait ilk
belge M.Ö. 318 yılında yapılan Kuzey Şansi Savaşı
sonunda imzalanan antlaşmadır.
Hunlar Çinliler üzerine:
1-İpek Yolu’na hakim olmak için
2-Türklerin ihtiyacı olan ipek,
buğday ve pirinci temin etmek için saldırılar düzenlemişlerdir.
Çinliler Türklere karşılık:
1-Çin Seddi’ni
inşa ettiler.
2-Ordularını Türkler gibi kurdular.
3-Çinli prensesleri Türk hakanları
ile evlendirdiler.
4-İpek Yolu hakimiyeti için Türkler
aleyhine bütün devletlerle birleştiler.
5-Türklere Budizm’i benimseterek
onların savaşçılığını yok etmeye çalıştılar.
6-Orta Asya Veraset sistemini
Türklere benimseterek Türk ülkelerinin parçalanmasını sağladılar.
Çin kültürü:
1-Şehircilik alanında
2-Tarım alanında
3-Felsefi alanda Türkleri etkiledi.
Türk kültürü:
1-Askeri teşkilatta
2-Kıyafette
3-Takvimde
4-Göktanrı
inancıyla Çinlileri etkiledi.
TÜRK-MOĞOL İLİŞKİLERİ
Uygurlar Moğolların devlet
memurlarıydı. Bu sebeple Moğollar Türk sanılmaktadır.
Uygurlar Moğolları:
1-Tarımda
2-Yazıda
3-Hukukta
4-Devlet teşkilatlanmasında
5-Orduda etkilemişlerdir.
TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ
Hz.Osman
zamanında başlayan İslam saldırıları Orta Asya’ya gelmeye başladı. Bu orduları Türgişler durdurarak Orta Asya’nın Araplaşmasını
engellemişlerdir.
Emeviler
döneminde Türkler Müslüman olamadılar. Çünkü Emeviler
kendilerinden olmayan halklara iyi davranmıyorlardı.
Abbasiler Emevilerin
bu siyasetini uygulamadılar ve Arap olmayanlara iyi davranmaya başladılar. Bu
sebeple Abbasiler döneminde Türkler Müslüman oldular.
750 Talas
Savaşı’nda Araplar Çinliler ile savaşırken Karluk
Türkleri Araplara yardım ettiler. Karluklar ilk
Müslüman Türk boyu oldular.
TÜRK-İRAN İLİŞKİLERİ
İstemi Yabgu,
İpek Yolu için Akhunlara karşı Sasaniler
(İran) ile anlaştılar. İpek Yolu’nun büyük bir kısmı Sasanilerin
eline geçince İstemi Yabgu bu sefer Bizans ile
anlaştı ve İpek Yolu Türklerin kontrolüne geçti. 642 yılında Sasaniler yıkılınca Türklere İran , Irak ve Anadolu’nun
yolları açıldı.
IV. ÜNİTE: İSLAM TARİHİ VE UYGARLIĞI
(13. YÜZYILA KADAR)
HİCAZ BÖLGESİ
İklim, toprak yapısı ve madenler bakımından Arabistan’ın en
fakir bölgesidir.Ancak İslam’ın iki kutsal şehri Mekke ve Medine, Hicaz
bölgesindedir.
MEKKE
Hz.İbrahim’in Kabe’yi inşası, oğlu Hz.İsmail ile ilgili kurban
hadisesi, zemzem kuyusu , Hacerülesved
taşı Mekke’nin kutsallarıdır.
BİZANS İMPARATORLUĞU
Roma İmparatorluğu’nun 395’te ikiye ayrılmasından sonra
merkezi İstanbul olan doğu kısmına Bizans adı verilir. Bizans’ın gerçek ismi
Doğu Roma İmparatorluğu’dur. Bizans 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından
yıkılmıştır.
DİN:
Bizans’ın dini 3 esasa dayanır:
1-Antik Yunan düşüncesi
2-Helenizm ( Büyük İskender’in doğu ve batı kültürlerini
karıştırarak ortaya çıkardığı arabesk kültür)
3-IV.yy.da resmi devlet dini olan Hıristiyanlığın Ortodoks
mezhebi
SASANİ İMPARATORLUĞU
Sasaniler,
İran’da 226’da kuruldular. İslam ordularının saldırıları sonucu yıkıldılar.
DİN:
Sasanilerin
dini Zerdüştlüktür. Kutsal kitaplarının ismi Avesta’dır. Avesta,
Zerdüşt’ün Gotha adı
verilen vecizelerinden oluşur. Zerdüştlükte iyilik tanrısı Ahuramazda (Hürmüz), kötülük tanrısı Ehrimen ile
sürekli savaşır. Sonuçta Ahuramazda
hep galip çıkar.
HİNDİSTAN
M.Ö. 1200’lerde Hindistan’a gelen Ariler sosyal yapıda
büyük değişikliğe sebep oldular. Kast sitemini ortaya çıkardılar. Bu sistemde
halk:
1-Brahmanlar (Din adamları)
2-Kşatriyalar
( İdari ve askeri gücü elinde tutan halk)
3-Vaysiyalar
( Ticaret ve tarımı elinde tutan halk)
4-Südralar
( Köleler) olmak üzere dörde ayrılırdı.
Kast sistemi Hindistan’ı perişan
hale getirmiştir. Dört bölüme ayrılan halk birbirinden ayrı yaşamıştır. Kast
sistemi Budizm’in doğmasına sebep olmuştur.
DİN:
Hindistan’da
1-Hinduizm
2-Budizm dinleri yaygın olarak kullanılır.
Hinduizm Veda adı verilen dört kitaptan oluşur. Budizm,
Buda’nın temel felsefesini anlatır. Bu felsefeye göre hiçbir canlı diğer bir
canlıya zarar veremez. Bu sebeple Budistler et yemezler.
Hindistan’da beyaz inek Hindular tarafından kutsal sayılır.
Müslümanlarla Hindular arasında kurban bayramında her zaman problem çıkar.
ÇİN
Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan Çin, en eski
medeniyetlerden biridir. Toplum, geleneklerine sıkı sıkı bağlıdır.
DİN:
1-Taoizm:
Lao Tzu, bu dinin kurucusudur. Tao, Çin’e göre Allah demektir. Taocular, insanın iç huzurunun olmasına büyük önem
vermişlerdir.
2-Budizm
3-Konfüçyüsçülük: Ünlü filozof Konfüçyüs, devlet, siyaset,
ahlak, sosyal meselelerle ilgili önemli gelenekler ortaya koymuştur.
4-Çin, günümüzde ateist akımın etkisindedir.
JAPONYA
Büyük Okyanus’ta adalardan oluşan Japonya’da halk
geleneklerine sıkı sıkı
bağlıdır.
Japonlar Şinto
dinine bağlıdırlar. Şintoizm’de
güneşe ve Fuji Yama
yanardağına tapınılır. Güneş doğarken ve batarken ibadet ederler.
ORTA ASYA
Orta Asya’da yaşayan Türkler şu dinlere inanmışlardır:
1-Gök Tanrı Dini
2-Atalar kültü ( Atalara ait olan eşyalara, fikirlere saygı
duymak)
3-Şamanizm (Bir totem ve bir büyücüden (şaman) oluşan dini
sistem. Şaman totemin etrafında dans ederek kötü ruhları kovar. Şaman aynı
zamanda doktordur.)
4-Budizm
5-Maniheizm
6-Yahudilik
7-Hıristiyanlık
8-İslamiyet ( Türkler 10. yüzyıldan itibaren Müslüman
olmuşlardır.)
B. İSLAMİYET’İN
DOĞUŞU VE YAYILIŞI
HZ. MUHAMMED’İN HAYATI-HZ. MUHAMMED’İN DOĞUMU:
Fil Olayı’ndan 50-55 gün sonra Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi ( Miladi 20
Nisan 571) doğmuştur.
Babası o doğmadan vefat ettiği için bakımını dedesi Abdülmuttalib üstlenmiştir. Hz.Muhammed, Halime adında bir
süt anneye verilmiştir. Bunun sebebi:
1-Bedevilerin yaşadığı vahaların serin olması
2-Vahalarda yaşayan bedevilerin güzel Arapça
konuşmaları
Hz.Muhammed’in
süt kardeşinin ismi Şeyma’dır.
Hz.Muhammed,
6 yaşında iken annesine teslim edildi. Aynı sene annesi vefat etti. Bunun
üzerine peygamberimiz dedesi Abdülmuttalib