|
|
 |
ALİ
ŞİR NEVAİ
(
1441- 1501 )
|
Türk
Çağatay uygarlığının bir simgesi... faziletleri
ile devrine örnek olan bir kimse...
Türk
dilinin Fars diline üstün olduğunu ispatlayan ilk bilim adamı...
Çağın
en ünlü şairi ve düşünürü...
Ali
Şir Nevaî, Türk bilim ve sanat hayatının temel taşlarından biridir.
9
Şubat 1441'de Herat'da doğdu. Babası, Uygur Türklerinin ünlü kişilerinden Kiçkine
Bahşî'dir. Herat hükümdarı Hüseyin Baykara'nın çocukluk arkadaşıdır. Hemen bütün
hayatını, Hüseyin Baykara'nın yanında geçirmiş, onun en mahrem dostu, arkadaşı
olarak tanınmış ve bilinmiştir. Baykara kendisine "Süt Kardeş" diye
hitap ederdi.
Bir
ara (1487-1488) Astarabat şehrinin valiliğini yapmışsa da, hemen Hüseyin Baykara'nın
yanına dönmüş ve ömrünün sonuna kadar, bazı küçük geziler dışında, yanından
ayrılmamıştır. Bazı emirlerin isyanlarını bastırmış, bu arada, kardeşi Derviş
Ali'nin başkaldırmasını önlemiş, hanedan içindeki anlaşmazlıkları hallederek,
Hüseyin Baykara'ya büyük hizmetlerde bulunmuştur. Baykara kendisine o derece
ihtiyaç hissediyordu ki, 1499'da Hacca gitmesine bile izin vermemiştir. Bir
yıl sonra, 1500 yılında, Astarabat seferinden dönen sultanı karşılamak için
yola çıkarken, kalp krizine tutulmuş ve bütün ihtimama rağmen kurtarılamayarak
hayata gözlerini yummuştur. Kendi yaptırdığı türbeye gömüldü. Matem merasimini,
bizzat sultan, Ali Şir'in sarayında yönetti ve bütün beyler, ayakta hizmet görerek
bu büyük insana son borçlarını ödemeye çalıştılar.
TÜRK
DİLİNİN GELİŞMESİNE ÇABA GÖSTERDİ
Ali
Şir Nevaî, zengin bir ailenin çocuğu olduğu için, devlet hizmetinde bulunduğu
sürece hiç para almamış, kendi kesesinden yaşamış ve ülkede birçok cami, medrese,
çeşme, han yaptırmıştır. Devlet hizmetlerinin dışındaki zamanını, Türk dilinin
gelişmesi için çalışmalar yaparak geçirmiş ve Çağatay uygarlığının unutulmaz
kişisi olmuştur.
Farisî
dilini ve edebiyatını çok iyi biliyor, bu dilde büyük ustalıkla şiirler yazıyordu.
64.000 bin mısradan kurulu Hamsa'sı, Fars geleneklerine göre yazılmış bir eseridir.
Hamsa'da ahlâk ve tasavvufa ait hikâyeler ve sohbetler manzum olarak yazılmış,
ayrıca, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, İskender ve Behrem Gur hikayeleri
işlenmiştir.
BÜTÜN
ŞİİRLERİNİ BİR DÎVAN DA TOPLADI
Günümüze
kadar gelen bir başka büyük eseri , 55.000 mısradan kurulu Türkçe Divanı'dır.
İlk gençliğinden ölümüne yakın günlere kadar yazdığı bütün şiirler bu divana
alınmış bulunuyor. Bundan başka bir de Farisî şiirlerini topladığı ayrı bir
divanı vardır ki, 12.000 mısra hacmindedir. Bunların dışında, 7.000 mısralık
Lisan al-Tayr, "Mecalis al nafa-is", mektuplar, sohbetler birçok eser
bırakmıştır.
Fakat
en büyük hizmeti ve en büyük eseri, Türkçe'nin büyük bir dil olduğunu ispatlamak
için yazdığı "Muhakemet-ül-Lugateyn"dir. İslâm ve İran fikirlerine
büyük eğilimi olmakla beraber, o, yalnız kendi milletini ve dilini sevmiş, onu
yüceltmek için çalışmış, böylece, tarihte oynadığı büyük rolün şuuruna varmış
bir Türk’tür. Lisan al Tayr'da "Cihanda, Türk edebiyatının bayrağını kaldırmakla
Türkleri, tek bir millet, tek bir toplum haline sokmuş olduğunu" iftihar
ederek söylüyor. "Seddi İskender" adlı eserinde, kendisine boşluktan
seslenildiğini ve şöyle dendiğini anlatır: "Sen, kılıçsız, yalnız kaleminle
Türk ülkelerini, Türk milletinin kalbini feth edeceksin!.. Onları, bir tek millet
yapacaksın!.. Türk iklimleri sana aittir. Sen bu milletin sahipkıranısın."
ŞİİR,
MUSİKİ, RESİM VE HATTATLIKLA UĞRAŞTI
Ali
Şir, çağına göre ileri bir tarih görüşü olan bir bilgindi. Cengiz İmparatorluğu’-nunun
gelişmesini anlatan (Cihan Tarihi) Türk ırkının da tarihi sayılır. İlhanlılar
ve Timurîleri ele alan "Zübdad el Tavarih" çok değerli bilgiler ve
belgelerle doludur.
Devlet
adamı, şair olan Ali Şîr Nevaî, musikî, resim ve hattatlık ile de ilgilenmiştir.
Güzel besteleri olduğunu Babürname'den, hattatlığı ve nakkaşlığını Amirî'nin
Letaifname'sinden öğreniyoruz. Mir Muhammed Amin Buhari'nin musiki tarihi üzerinde
yazdığı eserinde, Horasan'da ünlü "Yedi Bahr" adlı usulün, Ali Şir
tarafından, kuş sesleri incelenerek vücuda getirilmiş olduğu birer birer sayılarak
gösterilmiştir.
Ali
Şir'e izafe edilen besteler, bugün de Horasan Türkmenleri, Fergana ve Harzem
Özbekleri,Taşkent, hatta Kuzey Kafkasya Türkleri arasında çalınıp söylenmektedir.
Ali
Şir Nevaî, devlet adamı idi, şairdi, bestekârdı, ressamdı, nakkaştı, fikir adamı
idi a-
ma,
onun en büyük eseri "Muhakemat ül-Lügateyn" lügatların karşılaştırması
adlı eseridir. Bu kitabında Türkçeyi, zamanının ve hatta günümüzün büyük dillerinden
biri olan Farsça ile karşılaştırmış ve Türkçe'nin, Farsça’dan daha zengin bir
dil olduğunu ortaya koymuştur. Günümüzün Türkçesi, Ali Şir Nevaî'ye çok şey
borçludur.
- Sayfayı Yazdır -
|
|