 |
BİRİNCİ
MEHMET ( ÇELEBİ )
(
1379- 1421 )
|
Yıldırım
Beyazıt'ın hatası, Timur gibi bir Türk hükümdarı ile anlaşma yollarını aramayıp
savaşa girmesi ise, Timur'un da hatası, Osmanlı devletini çökertip Anadolu'yu
parça parça bölmesi ve birtakım beylikler ortaya çıkarmasıdır. Çünkü Timur,
nasıl Asya'yı avucu içine almış bir hükümdar ise, Yıldırım Beyazıt da Avrupa'yı
avucu içine almış bir Türk hükümdarı idi. Beyazıt'ın yenilmesi, Timur'a hiçbir
fayda sağlamamış, sadece papaya ve Avrupalılara nefes alma fırsatı vermiştir.
Oysa, bu iki devlet adamının anlaşması, tarihi değiştirebilir, yeni bir dünya
haritası meydana çıkarabilirdi.
Beyazıt
yenilip, Osmanlı ülkesi beyler arasında paylaşılınca, Beyazıt'ın oğulları
da taht kavgasına düştüler, olmayan bir taht için dövüştüler. Çelebi Sultan
Mehmet, bu kanlı kavgaların içinden çıkmasını ve imparatorluğu yeniden kurmasını
bilmiş bir Beyazıt oğludur.
AMASYA
VİLAYETİNE VALİ TAYİN EDİLDİ
Babası
Timur'a yenilince, elindeki kuvvetlerle Amasya'ya çekildi ve orasını devletinin
çekirdeği olarak kullandı. İyi bir politikacı idi.
1379
yılında Bursa'da doğdu. Babası Yıldırım Beyazıt, annesi Germiyan beyinin kızı
Devlet Hatun'dur. Annesi soyundan Mevleviliğe bağlı oldukları için Çelebi
Mehmet diye anılmıştır. Kültürde ve askerlikte belli bir olgunluğa gelince,
Amasya vilâyetine vali tâyin edildi. Nitekim, babasının Timur'a yenilgisi
üzerine de bu vilâyete çekilmiştir.
Realist
bir devlet adamı olduğu için Timur'a kafa tutmanın bir işe yaramayacağını
hemen farketmiş ve Amasya'da Timur'un himayesine sığınmış, onunla ortaklaşa
para bastırmıştır. Kısa bir zamanda Sivas, Tokat, Amasya bölgelerine hâkim
oldu. Timur, Anadolu'dan çekilince de kardeşleri ile taht kavgasına girişti.
Önce, babasının cenazesini Germiyanoğullan'ndan alarak Bursa'ya getirdi ve
bir yüksekçe tepeye gömdü.
Diğer iki kardeşi Süleyman Çelebi ile Musa Çelebi anlaşmışlardı. Musa
Çelebi Bursa'ya hücum etti ve Bursa'yı ele geçirmeye çalıştı. Böylece başlayan
kardeş kavgası birçok yenilgilerle yıllarca sürüp gitti. Bu kardeş kavgasına
zaman zaman Anadolu beyleri, zaman zaman Bizans, taraf tutarak katıldılar.
Yendiler, yenildiler ve Çelebi Mehmet önce kardeşi Isa Çelebi'yi, daha sonra
Süleyman Celsbi'yi öldürerek ortadan kaldırdı. Kardeşi Musa'nın da işini bitirdikten
sonra, Timur'un yanında bulunan öteki kardeşi Mustafa ortaya çıktı. Saltanatının
son yıllarında bu kardeşi ile kanlı savaşlar yapmak zorunda kaldı, sonunda
onun da hakkından gelmesini bildi ve Osmanlı devletini rakipsiz hale getirdi.
GENÇ
YAŞTA BURSA'DA ÖLDÜ
Bütün
bu kanlı olayların içinde beliren başarılı devlet adamı Mehmet Çelebi, iyi
'bir politikacı, iyi bir hesap adamı, iyi bir yönetici olarak görülür. Devletinin
böylesine bir hayhuy içine düştüğü günlerde bile, sanatla, bilgi ile, fikirle
uğraşmış, arkasında birçok sanat eseri bırakmasını bilmiştir. Bursa'da Mimar
İvaz Ağa'ya yaptırdığı Yeşil Camisi ile Yeşil Türbesi, Osmanlı mimarisinin
gelişmiş eserleri arasındadır. Kendisi de bugün, zamanında yaptırdığı Yeşil
Türbe'de gömülüdür. Türk çiniciliğinin şaheserleri ile süslü bu cami ve türbe,
Osmanlı mimarisinin ve sanatının ölümsüz eserleri arasındadır.
Çelebi
Mehmet, hayatı boyunca güç işlerin adamı olmasını bildi. Yalnız kardeşleri
ile değil, Anadolu beyleriyle ve Bizans'la boğuşarak devletini kurabilmişti.
Bu kadar çetrefil düşmanlıkların ortasında yaşayarak Osmanlı devletini yeniden
kurabilmesi, onun idaredeki dehâsını göstermekle beraber, Osmanlı devletinin
sağlam fikir temelleri üzerinde kurulmuş olduğunu da gösterir. Bulgaristan,
Sırbistan, Arnavutluk içlerine kadar uzanan Rumeli, Osmanlı toprakları üzerinde
yaşayan insanlar, Hıristiyan oldukları halde, Müslüman olan Osmanlıları sonuna
kadar desteklemeleri, Osmanlı devletinin sağlam fikir temelleri üzerinde kurulduğunun
ve ileri bir devlet anlayışını temsil ettiğinin ispatıdır, kanıtıdır.
Çelebi
Mehmet'in bir gailesi de, o günlerde Anadolu ve Rumeli topraklarında geliştirilen
bir fikir akımının temsilcisi, Şeyh Bedrettin Simavî'dir. Din bilgini idi
ve Simavna kadısı olarak tanınmıştı. Islâmî bilgilerden hareket ederek bazı
yorumlar yapıyor ve bir çeşit ortak yaşam teklif ediyordu. Bir yandan İslâm'daki
Batıniliğe dayanıyor, bir yandan Ahmet Yesevî'nin tasavvuf düşüncesine uzanıyordu.
Nitekim 13. yüzyıl Anadolu'sunda bu fikrin benzerleri görülmüş, Selçukîlere
karşı Baba İlyas ayaklanmaları buna benzer fikirlere dayandırılmıştı.
SANAT,
BİLGİ İI.E, FİKİRLE UĞRAÇMIŞ ARKASINDA
ÇOK SANAT ESERİ BIRAKMIŞTIR
Çelebi
Mehmet, bu akım karşısında dikkatli davrandı. Şeyh Bedrettin'i Edirne'deki
sarayında, zamanın bilginleri ile karşılaştırıp yaptıkları münazaraları dikkatle
dinledi ve sonunda Şeyh Bedrettin'i cezalandırmadı, sadece İznik'e göndererek
burada oturmasını ve görevini yapmasını emretti.
Fakat
Şeyh Bedrettin'in halifeleri Ege'de büyük bir propagandaya giriştiler ve devlete
baş kaldırarak kendi aralarında kurdukları düzen içinde yaşamaya başladılar.
Bedrettin de İznik'ten kaçmış, Rumeli topraklarına geçerek oralarda fikirlerini
yaymaya başlamıştı. Önce, Ege'deki hareketi kanlı biçimde bastırdı ve sonra
Silistre-Deliorman çevrelerinde propagandasını sürdüren Bedrettin'i yakalatıp
Serez'de idam etti.
Çok
genç denilecek bir çağda, 42 yaşında iken Bursa'da öldü (1421), Bursa'da kendi
yaptırdığı türbesinde gömülüdür. Osmanlı devletinin ikinci kurucusu olarak
bilinir. Geride bıraktığı güzel eserlerden biri de, oğlu II. Murad'dır.