 |
CEZZAR
AHMET PAŞA
(
?- 1804 )
|
Vezir
rütbesi ile Sayda Valisi... Akkâ önlerinde Napolyon Bonapart'ı yenen ve Mısır'ı
kurtaran komutan... Cesaretli, iradeli, kavrayışlı, zeki bir devlet adamı...
Halkın içinden çıkmış.devletinin çıkarlarına baş koymuş gözü pek bir Osmanlı...
Hangi
tarihte ve nerede doğduğu bilinmez. Tarihlerde, babası ve ailesi hakkında
da fazla bilgi yok... Yalnız Bosna Müslümanlarından olduğu bilinir. Konya'da
kasap çıraklığı yaptığını söyleyen tarihçiler varsa da iddia belgesizdir.
Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa'ya kapılanarak onunla Mısır'a gittiği kesin olmakla
beraber, nasıl kapılandığı, Ali Paşa'nın nasıl güvenini kazandığı malûm değildir.
CEZZAR
AHMET PAŞA BUHAYRE KAŞIFLIĞINE ATANDI
Cezzar
Ahmet Paşa, Hekimoğlu Ali Paşa'dan sonra da Mısır'da kalmış ve Abdullah Bey
adında bir komutana kapılanmıştır. Bu Abdullah Bey, Urban tarafından öldürülünce.
Cezzar Ahmet Paşa'yı Buhayre Kaşifliği'ne atadılar. Cezzar, efendisi Abdullah
Bey'in kimler tarafından ve kimlerin teşviki ile öldürüldüğünü öğrenmişti.
Tertibi düzenleyen, Büyük Ali Bey idi. Cezzar, suikaste çeşitli yollardan
karışmış 70 Arabın, bir gecede kellelerini uçurdu ve uçurduğu kelleleri Büyük
Ali Bey'e gönderdi! Korkunç bir intikamdı bu!.. Cezzar'ın bu intikamını görenler,
dehşete düştüler ve kendisine "Cezzar", yani kasap, kan dökücü anlamına
gelen bir isim taktılar. Ahmet Paşa bu ürkütücü ismi hayatının sonuna kadar
taşıdı. Kendisine, böyle söylendiği için kızıp kızmadığını soran bir dostuna:
"Ne kızayım” demişti, “bana bunca iyiliği, devletime bunca hizmeti geçmiş
Abdullah Bey gibi bir adamın intikamını aldığım için 'Cezzar' diyorlarsa,
bu benim için şereftir."
Cezzar,
Büyük Ali Bey'in intikam alacağından çekiniyordu. Nitekim bazı haberler de
almıştı, İstanbul'a döndü ve bir süre kendisini unutturdu.
Aradan
biraz zaman geçince, Şam Valisi Osman Paşa'ya kapılandı. O sıralar, Tahir
Ömer, Zeydan ve Şahap aileleri, Suriye'de devletin başına gaile açmışlardı.
Bu ayaklanmaları bastırmak görevi, Cezzar Ahmet Paşa'ya verildi. Bu, çeşitli
yönleriyle çapraşık konuyu Ahmet Paşa kısa bir sürede halletti, kan dökmeden
işin içinden çıkmanın yolunu buldu. Bunun üzerine İstanbul, kendisine önce
Beylerbeyi, sonra da vezirlik rütbesi vererek,
Sayda Valiliği'ne tayin etti. Cezzar Ahmet Paşa'nın yıldızı parlamaya
başlamıştı (1776).
CEZZAR
AKKA KALESI'NDE SIMSIKI DURMUŞTU
Suriye’de
güvenliği sağlayan Ahmet Paşa, bir süre sonra, Hac Emirliği ile Şam Valiliği'ne
getirildi (1785). Fakat Cezzar, Şam'da oturmuyor, kendisi için daha güvenli
saydığı Akkâ Kalesi'nde yaşıyordu. Bir yandan devlet işlerini yürütürken,
bir yandan da askerleriyle iç içe yaşıyor, onların talim ve terbiyeleriyle
yakından ilgileniyordu.
Ahmet
Paşa, birkaç kez Şam ve Sayda valiliklerini şahsında birleştirmiş ve Suriye'nin
tek hâkimi haline gelmiştir. Onun gözünde en önemli iş, Osmanlı devletinin
bekası idi. Bu yüzden, mahallî gerçeklere uymayan saray emirlerini bile dinlemiyor,
bildiği gibi hareket ediyordu. Emirleri uygulamadığını öğrenen İstanbul, kendisini
valilikten alıyor, fakat Cezzar'ın haklı olduğu anlaşılınca da, tekrar eski
görevine atıyordu.
Napolyon
Bonapart, 1798'de Mısır'ı işgal edince, Cezzar Ahmet Paşa'ya, Trablus, Şam
ve Kudüs valilikleri de verilerek Napolyon'u durdurması emredildi. III. Selim,
Cezzar'ı takviye için İstanbul'dan 3000 kadar Nizam-ı Cedid askeri göndermişti.
İngiliz donanması da Napolyon'u Akdeniz'de sıkıştırmış bulunuyordu. Bu yardımlar
gelene kadar Cezzar, Akkâ Kalesi'nde sımsıkı durmuş, Napolyon'un askerlerine
bir adım bile attırmamıştı.
Savaşta
talihinin döndüğünü farkeden Napolyon, Cezzar Ahmet Paşa'ya anlaşma teklifinde
bulundu. Cezzar. birçok kereler tekrarlanan bu teklifleri reddetti. Napolyon'un
ordusu, Cezzar'ı eninde sonunda yeneceğini hesaplamakta idi. Fakat Cezzar'ın
3000 kişilik Nizam-ı Cedid birliği ile kaleden çıkması ve kendi askerinin
de yardımı ile düşman hatlarını parça parça etmesi, savaşın kaderini tayin
etti. İngiliz donanması da kıyı boyunca Fransız kuvvetlerini top ateşine tutuyor
ve iki ateş arasında kalan Napolyon'un askerleri, bozgun halinde Mısır'a kaçıyorlardı.
CEZZAR,
SARAYIN GÜVENDİĞİ KOMUTANLAR ARASINA KATILDI
Zafer
haberi, İstanbul'da büyük şenliklere yol açtı. Cezzar'ın adı ve kazandığı
zafer, bütün Osmanlı ülkesinde duyuldu. Artık, Mısır seferine kendisinin memur
edilmesini beklemekteydi.
Fakat bu sırada Sadrazam Yusuf Ziya Paşa'nın Mısır seferi seraskerliğine
tayin edilmesi, Cezzar'ı hayal kırıklığına uğrattı. Bu yüzden, Sadrazam Yusuf
Ziya Paşa'ya gerekli yardımları zamanında yapmadığı söylenir. Bununla beraber
Cezzar, sarayın güvendiği komutanlar arasına katılmıştı. O sırada başkaldıran
Hicaz Vahabileri'nin tenkili, Cezzar Ahmet Paşa'ya verildi.
Cezzar, sefer hazırlıklarını sürdürürken, hastalandı. Bu yüzden Süleyman
Paşa'yı kendisinin yerine gönderdi. 70 yaşını geçmiş olduğu bu yılda (1804)
yakalandığı hastalıktan şifa bulamayarak öldü.