 |
EKBER
ŞAH
(
1542-1605 )
|
Daha
14 yaşında iken, savaş yönetmiş ve zafer kazanmış
bir komutan...
Hindistan'ı buyruğu altında tek bir ülke haline getiren imparator... İmparatorluğunu tek bir inanç altında toplayabilmek için yeni bir
dine öncülük eden sultan!.. Tarihin seyrek rastladığı bir ıslahatçı... Maliyede, idarede, toprak
düzeninde yeni esaslar
getiren devrimci... Ekber
Şah, 63 yıllık hayatının 49 yılını hükümdar olarak yaşamıştır...
Babür
Şah'ın torunu, Hümayun Şah'ın oğludur. Babası Hümayun Şah, bir kaza sonucu
düşüp yaralanınca, Afgan'daki ayaklanmalara karşı-daha 13 yaşında iken-savaşan
oğlu Ekber'e, ölmek üzere olduğunu bildirmiş ve yerine geçmesini bir buyruğu
ile oğluna emretmişti. Ancak Ekber Şah'ın savaştığı Afganistan, Delhi'ye uzak
olduğu için, gelmesi gecikti. Bu sırada Hümayun Şah öldü. Sarayda büyük bir
telâş ve tereddüt vardı. O sıralarda Delhi'de bulunan Osmanlı Kaptanıderyası
Şeydi Ali Reis, ölümün halktan saklanmasını ve Ekber Şah dönene kadar işlerin
yürütülmesini tavsiye etti. Nitekim öyle yaptılar...
Ekber
Şah, Delhi'ye eriştiği 14 Şubat 1556 tarihinde Hümayun Şah'ın öldüğü, Ekber
Şah'ın yerine geçtiği halka duyuruldu. Hümayun Şah'ın cenazesi merasimle gömüldü
ve Ekber Şah -babasının da veziri olan- Bayram Han'ı yeniden vezir seçti.
ORDUDA
SAĞLAM BİR DİSİPLİN KURDU
Ekber
Şah'ın babasından devraldığı ülke, karışıklıklar içindeydi. Yer yer, ayaklanmalar
oluyor, komşu devletler sık sık savaşlarla ülkeden toprak kazanıyorlardı.
Ekber Şah, önce orduyu eline aldı. Sağlam bir disiplin kurdu. Komutanlar arasındaki
çekememezlikleri halletti. Ancak bu sırada bir iç gaile ortaya çıktı. Ekber
Şah'ın süt kardeşleri taht üstünde hak iddia ediyorlardı. Ekber Şah, bütün
güçlüklerin üstesinden geldi.
Ekber
Şah, pek erken çağda inkişaf etmiş bir kafa sahibi idi. Komutanlıkta üstüne
olmayan Bayram Han bile, birçok konularda Ekber Şah'tan akıl alıyor tedbir
soruyordu. 7 yıl, sürekli olarak savaştan savaşa koştu, imparatorluğunda gözü
olan komşu hükümdarları bir, bir yenerek itaati altına aldı. İlk iş olarak,
Pencap, Delhi ve Agra çevresindeki ülkeleri zaptetti, 1567'de Raçput'ları
yendi. 1570'tle Audh ve Gvaliyor'u ülkesine kattı. 1572'de Gücerat üstüne
yürüyerek Ahmetabad sultanlarını yendi. Aynı yıl, Aşağı Ganj vadisini imparatorluk
hudutları içine aldı. Ekber Şah, artık hiçbir Hind devletinin olmadığı kadar
büyük bir Hindistan kurmuş ve ülkede buyruğunu yürütmüştür.
İDARİ
VE MALÎ TEŞKİLATI YENİDEN KURDU
Ekber,
bir taraftan imparatorluğunu genişletir, yeni savaşlarla yeni ülkeler kazanırken,
bir taraftan da idarî ve malî teşkilâtı yeniden kurdu. Bu iç düzenlemelere
1573'de başladı. 31 yaşındaydı. Dedesi Babür Şah, imparatorluğunun toprak
yapısına dokunmamış, malî düzenlemelere başlamak üzere iken ölmüştü. Babası
Hümayun Şah, tereddütler içinde yaşayan bir insandı. Daima, karar almakta
güçlük çekerdi. Bu yüzden Babür Şah günlerindeki imparatorluk, yıl yıl erimiş,
birçok topraklar komşu devletlere kaptırılmış, hele devletin iç düzeni iyice
bozulmuştu.
Ekber,
önce toprak düzenini ele aldı. O zamana kadar, şahsî tasarruf altında bulunan
Zeametlerin hepsini-bir emirname ile- devlet tasarrufuna geçirdi. Böylece,
zeamet sahipleri, toprağın mülkiyetine değil, sadece yararlanma hakkına sahip
olacaklardı. Her zeametin savaşlarda ne kadar atlı asker çıkaracağını belirleyen
bir kütük hazırlattı."Damgalama Nizamı" adıyla bilinen bir emirname
ile, ülkedeki bütün atları damgalattı ve bunları devlet atları olarak zeamet
sahiplerine dağıttı. Böylece, zeamet sahiplerinin, ellerindeki topraklardan
elde ettikleri geliri istedikleri gibi çarçur etmelerinin önüne geçmeyi düşünüyordu.
İLK
MODERN DEVLETİN TEMELLERİNİ ATTI
Askeri
alanda yaptığı bu düzenlemeleri, sivil alana da aktardı. Sivil memuriyetleri
de, askerler gibi, rütbelere bağladı ve her rütbe için hazineden bir maaş
ödenmesini buyurdu. Böylece, asker ve sivil bütün hizmetler, devlet hazinesinden
bağlanan aylıklarla yürütülüyor ve ülkenin bütün geliri, devlet hazinesine
giriyordu. Ekber Şah, böylece, yalnız kendi ülkesinde değil, dünyada da ilk
modern devletin temellerini atmış oluyordu.
Bu
yeni düzen, eski düzenden yararlanıp ceplerini dolduranları elbette memnun
etmedi. Yer yer ayaklanmalar oldu. Ayaklanmalar şiddetle bastırıldı. Fakat,
Ekber olayların üzerine daha fazla gitmemeyi, devletin çıkarına uygun gördü.
Bazı zeametlerin eski duruma dönmesine göz yumdu. Fakat "damgalama düzenini"
sonuna kadar titizlikle korudu.
Ekber Şah, ülkesinde çeşitli
dinler ve mezheplerin birbirleri ile kavga halinde yaşadığını görüyordu.
Ülkeyi birlik halinde tutabilmek için, tek bir inancın etrafına insanları
birleştirmeyi düşündü. Birçok
dinleri inceledi. Sarayda "İbadethane" adını verdiği bir salon yaptırdı
ve burada çeşitli dinlerin en ileri gelenlerini toplayarak aylar, hatta yıllarca karşılıklı münazaralar düzenledi.
Ekber'in
hükümdar olduğu 16. yüzyılda fikrin, ibadet kabul edildiği başka bir ülke
gösterilemez. Bu münazaralardan yararlanarak yeni bir din ortaya attı ise
de başaramadı ve 1605'de öldükten sonra, kurmaya çalıştığı din disiplini de
ortadan kalktı. Tarihin ilk "modern devlet " düzenini kuran seyrek
rastlanır, ileri görüşlü devlet adamlarından biridir.